Gringoların barışla imtihanı

Kolombiya’da bir numaralı rejim düşmanı FARC adlı örgüt devlet gücü karşısında zayıf düşünce masaya oturmaya ‘Evet’ dedi. Maksat hasıl olacak mı yoksa öncekiler gibi bu süreç de hayalkırıklığıyla mı sonuçlanacak?

Salı günü Kolombiya’dan gelen haber bir silahlı mücadelenin daha sonunu müjdeler gibi: Yaklaşık 50 yıl önce kurulu düzene başkaldıran FARC adlı örgüt önümüzdeki ay hükümetle masaya oturacak. Amaç, kalıcı barış.

Maksat hasıl olacak mı yoksa öncekiler gibi bu süreç de hayalkırıklığıyla mı sonuçlanacak?
Sürecin sonunu kestirmek zor elbette ama başına ilişkin şu söylenebilir pekâlâ: FARC’ı barış masasına sürükleyen temel etken, hükümetlerin son 10 yıldır ödünsüz ve aralıksız biçimde uyguladığı ‘askeri çözüm’ yöntemleri.

Köylü hareketi

Fuerzas Armadas Revolutionarias de Colombia ya da kısa adıyla FARC başta gelir dağılımındaki adaletsizlik olmak üzere Kolombiya’nın kurulu düzenine karşı bir isyan hareketi olarak sahneye çıktığında yıl 1964’tü. Marksist Leninist ideolojisi, ABD karşıtı söylemi ve ‘derebeylik’ sistemine karşı toprak reformunu savunmasıyla dikkat çeken örgüt dar da olsa ülke çapında ve özellikle yoksul köylüler arasında taban buldu.

Ancak FARC çok geçmeden düzeni sarsıp yıkmak için uzun soluklu ve zorlu bir siyasi mücadele yürütmek yerine şiddet yolunu seçti. Bu tercihte, kurulu düzenin muhalif oluşumlara siyaset yolunu kapalı tutması da etkiliydi.

Kokain bağlantısı

1980’li yıllara gelindiğinde örgüt askeri karargâh ve emniyet merkezlerine düzenlediği saldırılarla ses getirmeye başladı. Adını duyurdukça ve tabii gücünü gösterdikçe destek gördü, destek gördükçe rejim karşısında ciddi bir tehdit haline geldi. Kâh siyasi kâh ‘finansman’ amaçlı sayısız adam kaçırma ve zorla alıkoyma eyleminden de geri durmadı FARC. Zaman içinde asıl gelirini ise başta kokain olmak üzere uyuşturucu işinden elde etmeye başladı.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin verilerine göre Kolombiya dünyanın bir numaralı kokain üreticisi. 2011 itibariyle koka ekili arazi miktarı 640 kilometrekareydi. Aynı yıl kokain ticaretinden FARC’ın kendine çıkardığı pay yaklaşık 500 milyon dolardı. Bu gelirin ne kadarının örgütün uyuşturucu trafiğini bizzat yönetmesinden ne kadarının yasadışı kokain üretimi yapan kartelleri ‘vergilendirme’sinden geldiği öteden beri bitmeyen bir tartışma konusu.

Gücün doruğunda

Gücünü doruğa taşıdığı 2000’lerin başında FARC’ın yaklaşık 18 bin savaşçısı vardı. Örgütün dünya çapında ses getiren eylemlerinden biri 2002’de devlet başkanlığına adaylığını koyan Ingrid Betancourt’un kaçırılmasıydı. FARC’ın ülke çapına yayılmış birçok bölgede devlet güçleri karşısında hâkimiyet sağladığı, şehirlerde terör estirdiği, güpegündüz eylem düzenlediği, neredeyse canı sıkıldıkça adam kaçırdığı dönemdi bu.

FARC ile Kolombiya hükümeti arasında ilk kapsamlı barış görüşmesi 1984 başında gerçekleşti. Örgüt bu görüşmeler sonucunda aynı yıl ateşkes ilan etti. Buna karşılık olarak hükümet yüzlerce FARC mensubunu salıverdi. Fakat bahar havası kısa sürdü. 1990’dan itibaren silahlar yeniden konuşmaya başladı. Ordunun başlattığı geniş kapsamlı harekâtta binlerce örgüt üyesi yaşamını yitirdi.

‘İsviçre’ yetmedi

1999’da başlayan son barış girişimi 2002’nin başında çöktü. Dönemin Kolombiya devlet başkanı Andres Pastarana yaklaşık İsviçre büyüklüğünde bir bölgeyi (ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 5’i) FARC’a bıraktı. Ancak örgüt daha fazlasını isteyip saldırılarını kesmeyince Pastarana söz konusu bölgenin denetimini geri almak için harekât başlattı. Silahlar o günden sonra bir daha susmadı.

FARC için zor dönem aynı yıl Alvaro Uribe’nin başkan seçilmesiyle başladı. İlk icraat olarak olağanüstü hal ilan eden Uribe hükümetinin ABD’nin mali ve askeri desteğiyle yürüttüğü mücadele sonucunda örgüt giderek zayıfladı. Manevra alanı daraldı. Kadrosu 8 bine kadar geriledi. Operasyon gücü zaafa uğradı ve nihayet güneydeki ücra ormanlık bölgeye hapsoldu. Koka ekimi yapılabilen arazilerin son 10 yılda yarı yarıya azaltılmasının ardından örgütün kokain ticareti kaynaklı geliri de düşüşe geçti.

Ağır zayiat ve ‘Şah Mat’

Bu süre zarfında önemli adamlarını da bir bir yitirdi FARC. Mayıs 2004’te o güne kadar yakalanabilen en üst rütbeli FARC komutanı Ricardo Palmera hapse atıldı. 1 Mart 2008’de ‘iki numara’ olarak bilinen Raul Reyes Ekvador’a uzanan bir sınır ötesi bombardıman harekâtında öldürüldü. İki gün sonra ‘politbüro’dan Ývan Rios, başına konan 2.6 milyon dolarlık ödüle göz diken korumasının tabancasından çıkan kurşunlarla can verdi. Aynı ayın sonunda FARC’ın kurucusu Manuel Marulanda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Temmuz 2008’de gerçekleştirilen ‘Şah Mat’ kod adlı bir özel kuvvetler harekâtı örgütün ‘moral motivasyon’unu çökertti. Uluslararası hukuku çiğneme pahasına kendilerine Kızılhaç görevlisi süsü veren komandolar altı yıldır rehin tutulan Betancourt’un yanı sıra üç Amerikalı işadamıyla 11 Kolombiyalı polis ve askeri de FARC’ın elinden almayı başardı.

Eylül 2010’da Reyes’in selefi ‘Mono Jojoy’ lakaplı Jorge Briceno bir harekat sırasında öldürüldü. Örgütün asıl kaybı ise Kasım 2011’de ‘başkomutan’ Alfonso Cano’nun öldürülmesiydi. Kolombiya hükümetine göre bu 50 yıl boyunca örgüte vurulan ‘en ağır darbe’ydi. Örgüt son üst düzey zayiatını da geçen hafta verdi. Ölen isim yine liderlik kadrosundan Jose Molina’ydı.

Son çırpınışlar mı?

Uribe hükümeti FARC’la mücadeleyi gerektiğinde sınır ötesine taşımaktan da çekinmedi. Bu yüzden komşu ülkelerle ciddi gerginlikler yaşadı. Özellikle de FARC’a hamilik yapmakla suçladığı Venezüela ile. Ekim 2009’da iki ülke savaşın eşiğine kadar geldi. ABD’nin desteğini arkasına alan Uribe’nin kararlı duruşu FARC’ın ‘sınır ötesinden eylem düzenleme’ gücünü de kırdı.

Her şeye rağmen diri kalmayı bildi FARC. Vurucu gücü pek eksilmedi. Hatta 2010 ile 2011 arasında saldırıların sıklığı arttı. Eylemlerdeki tırmanış kimilerince örgütün diş göstermesine, kimilerince son çırpınışlarına yoruldu.

FARC’ın yapısı şöyle: Örgütlenme bloklar biçiminde. Bloklar bir bölgedeki savaşçıların tümü. Bloklar ayrı yörelerde faaliyet gösteren cephelerden oluşuyor. Bir cephede yörenin büyüklüğüne göre 96 ile 300 savaşçı var. Cepheler de alay, bölük, gerillalar ve mangalara bölünmüş durumda.

Tablo vahim

Devlet güçleri ve milis gruplar ile başta FARC olmak üzere düzene karşı silahlı mücadele yürüten örgütler arasındaki çatışmalar sivillere de ağır bedel ödetti. 1997’den bu yana 4 milyon insan kendi ülkesinde mülteci. 1982 ile 2007 yılları arasında hayatını kaybedenlerin sayısı 15 bin. Kayıplar listesinde ise 51 bin kişi var. Silahlı örgütlerin, devlet güçleri ve milis grupların tecavüzüne uğramış kadın sayısı da binlerle ifade ediliyor.

Mayınlar bir başka sorun. 1990’dan beri 959’u çocuk 3bin 800 sivil mayına basarak can verdi. Yarın başlansa ülkeyi mayınlardan temizlemek için en az 10 yıl gerektiği tahmin ediliyor.

Hâlihazırda güneydeki ormanlık arazi başta olmak üzere ülkenin bazı ücra yöreleri FARC’ın elinde. Liderlik koltuğunda Cano’nun ölümünden sonra görevi devralan Rodrigo Londono Echeveri, nam-ı diğer ‘Timoşenko’ oturuyor (Kendine lakap olarak bir Sovyet kahramanını seçmiş). Lider seçilmeden önce örgütün kokain işini yürüten ‘Timoşenko’ kelle avcılarının da gözdelerinden: Yakalanmasını sağlayacak ‘talihli’yi 5 milyon dolarlık bir ödül bekliyor(du).

Ekonomik bedel

FARC Avrupa Birliği ve ABD’nin ‘terörist örgütler’ listesinde. Dünya Ekonomi Forumu’nun 2012-2013 Rekabetçilik Raporu’na göre Kolombiya’nın rekabetçi bir ekonomiye dönüşmesinin önündeki en büyük engel terör. Terörizmi örgütlü suç ve şiddet izliyor. 144 ülkenin değerlendirildiği raporda Kolombiya aynı zamanda ‘terörizmin ekonomiye bedeli’ listesinin de tepesinde (Merak edenler için Türkiye 14’üncü sırada).

FARC çıkış noktasında kendisine biçtiği misyonu yerine getirebilmiş değil. Kolombiya bugün gelir dağılımı eşitsizliğinde en kötü durumdaki 9’uncu ülke. Başından beri örgüte bel bağlamış köylülerin yüzde 60’tan fazlası hala yoksul, yüzde 20’den fazlası ise aşırı derecede yoksul.

FARC ile benzer ideoloji ve çizgideki Aydınlık Yol ve Tamil Kaplanları barışa ortak olma şansını zamanında değerlendiremediği için yok olup gitti. Gerçekler ve ‘yoldaş’larının hazin akıbeti FARC liderliğini ‘başka bir yol’a yöneltmiş görünüyor.

Komplekssiz hükümet

Barışın yolunu açan bir diğer etken de şu: Kolombiya hükümeti, zamanın Peru ve Sri Lanka hükümetlerinin gibi ‘kök kazıma histerisi’ne kaptırmadı kendini. Örgüt karşısında son yıllarda sağladığı askeri üstünlüğün sarhoşluğuna kapılmaksızın iş FARC liderliği ile masaya oturmaya gelince komplekse de kapılmadı. FARC’ın görüşme masasına kimi isterse gönderebileceğini bizzat Devlet Başkanı Juan Manuel Santos açıkladı.

Elbette yol ince ve uzun. Üstelik silahların gölgesinde yürünecek bir yol bu.
Ama yaygın kanı görüşmelerin bu kez barışla sonuçlanacağı yönünde. Şimdi FARC’ın 8 Ekim’de Norveç’in başkenti Oslo’da başlayacak görüşmeler öncesinde ateşkes ilan etmesi bekleniyor. Halkın ezici çoğunluğu barıştan yana. Hemen hemen tüm siyasi partiler hükümete destek açıkladı. İşin ilginci dünya meselelerinde hep ayrı düşen ABD ve Venezüela-Küba ikilisi bu kez aynı safta! Daha ne olsun?

8 Eylül 2012, Hürriyet Pazar

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s