Dikkat, kimyasal madde!

‘Suriye tezkeresi’ne kilitlenen Türkiye’nin görmezden geldiği asıl tehlike Esad’ın elindeki kimyasal silahlar. Coğrafi yakınlık da göz önünde bulundurulduğunda bu stokun arz ettiği tehlike tüyler ürpertici.

Akçakale’ye düşen mermi, misliyle verilen karşılık ve nihayet ‘Suriye tezkeresi’ derken aylardır süregelen Ankara-Şam gerilimi, birdenbire ‘savaş’ lafının bile edildiği bir husumete dönüştü.

Ordusu, polisi, istihbarat teşkilatıyla Suriye Ortadoğu’nun en iyi örgütlenmiş, en sağlam devletlerinden biri. İran gibi güçlü bir destekçisi, Hamas, Hizbullah ve PKK gibi kozları var. Rusya ve Çin’den gördüğü destek de cabası. Bu özellikleri Suriye’yi sadece ‘konvansiyonel’ olarak bile hatırı sayılır bir güç kılmaya yetiyor da artıyor.

Asimetrik güç

Ancak Suriye ile ucu açık bir sürece girmiş bulunan Türkiye’nin gözetmesi gereken asıl tehlike Esad rejimine ‘konvansiyonel’in çok ötesinde ‘asimetrik’ bir güç sağlayan kimyasal silah stoku. Coğrafi yakınlık da göz önünde bulundurulduğunda bu stokun Türkiye için arz ettiği tehlike tüyler ürpertici.

Geçen temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdissi şöyle bir laf etti: “Suriye ordusu elindeki kitle imha silahlarından hiçbirini hiçbir koşulda kendi halkına karşı kullanmayacaktır.” Hemen ardından ekledi sözcü: “Bu silahlar emin ellerdedir ve ancak ve ancak Suriye dışarıdan bir saldırıya uğrarsa kullanılacaktır.”

İlk itiraf

Türkiye kendi gürültüsünden pek işitemedi ama Batı, özellikle de ABD dikkat kesildi duydukları karşısında. Çünkü yıllardır hiç renk vermeyen Suriye dolaylı da olsa ilk kez elinde kitle imha silahı bulunduğunu açık ediyordu.

Tabii ki bir dil sürçme ya da ağızdan kaçırma vakası değildi bu. Kasıtlı bir çıkıştı. Çünkü tam da o günlerde Suriye’ye uluslararası müdahale ‘fazlaca’ konuşulur hale gelmişti. Esad rejimi, dışişleri sözcüsü aracılığıyla, yedi düvele mesaj gönderiyordu: ‘Ayağınızı denk alın.’

Malum sır

Suriye ordusunun envanterinde kimyasal silahların da bulunduğu, ülkede halk isyanı başladıktan sonra ortaya atılmış bir iddia değil, çok daha önceden beri herkesin malumu bir sır. Batı’da istihbarat örgütleri, gayriresmi araştırma kuruluşları ve medya tarafından sık sık işlenen bu sır, son beş altı aydır Suriye rejiminden kopan üst düzey asker ve sivillerce de paylaşılıyor.

Suriye’nin ‘kimyasallara’ merak salması 1970’lerin başına kadar uzanıyor. Baas rejimi Rusya, İran ve Kuzey Kore’nin desteğiyle İsrail’e karşı bir caydırıcılık unsuru olarak geliştirdi kimyasal silah programını. Nitekim bu tür silahları yasaklayan 1993 tarihli Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’nun imza atmamış sekiz ülkeden biri de Suriye.
Ağustosta test ettiler

Bırakın kullanılmasını, geliştirilmesi ve bulundurulması bile uluslararası hukuka aykırı olduğu için Hafız Esad gibi Beşar Esad da bugüne kadar resmen ne doğruladı ne yalanlandı kimyasal silahları bulunduğunu. Bu ‘stratejik muğlaklık’ gayet normal. Çünkü varlığını kabullense imha etmesi için uluslararası bir baskıya davetiye çıkaracak; yok dese bu kez başta İsrail’e karşı olmak üzere caydırıcılığı zaafa uğrayacak.

Buna karşılık Suriye’nin ‘kimyasal kapasitesi’ne ilişkin zaman zaman yeni ipuçları da ortaya çıkıyor. Son olarak Alman Der Spiegel dergisi geçen ay, Suriye ordusunun ağustosta, Halep’in doğusundaki Safira yakınlarında ‘deneme atışları’ yaptığını yazdı. Habere göre İranlı ve Kuzey Koreli teknisyenlerin de hazır bulunduğu testte, kimyasal silah fırlatmada kullanılacak boş tank ve uçak mermileri ateşlendi.

Halepçe’de kullanıldı

Suriye’nin ‘tonlarla’ ifade edilen kimyasal silah stoku ağırlıklı olarak her biri diğerinden ölümcül sarin, VX, tabun ve hardal gazından oluşuyor. 1998’de dönemin Irak yönetimince Halepçe ve civarındaki Kürtlere karşı tam da bu silahlar kullanılarak düzenlenen saldırıda 5 bin kişi hayatını kaybetmiş, 7 bin kişi de uzun süreli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştı.

Suriye’nin kimyasal silah stoku Safira, Lazkiye, Hama ve Homs başta olmak ülke çapında 50 kadar üretim tesisi, depo ve sığınakta tutuluyor. Ve son haberlere göre stokun büyük bölümü kullanıma hazır, bir başka deyişle ‘silahlaştırılmış’ halde…

Hürriyet Pazar, 7 Ekim 2012

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Suriye içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s