Ver Türkiye’yi al Küba’yı

Tam 50 yıl önce bugün ABD ve Sovyetler Birliği nükleer savaşın eşiğinden döndü. ‘Küba füze krizi’ olarak tarihe geçecek ‘dünyayı titreten 13 gün’ Türkiye’nin ‘harcandığı’ gizli bir pazarlıkla son buldu.

Haftalardır Küba semalarını kaplayan bulutlar 14 Ekim 1962 günü dağılmıştı. Binbaşı Richard Heyser U-2 model keşif uçağıyla rutin görevine çıkabilecekti nihayet. Heyser’in o gün çekeceği fotoğraflar dünyayı bir nükleer savaşın eşiğine getirecekti…

1960’ların başına gelindiğinde Moskova, Türkiye’de konuşlu orta menzilli nükleer füzelerden fena halde rahatsızdı. ABD 1950’lerin ortasında geliştirdiği Jupiter denen bu füzeleri Fransa’ya konuşlandırmak istemiş, ancak Charles De Gaulle reddetmişti. ABD -İtalya’nın yanı sıra- Türkiye’yi ikna etmekte ise hiç zorlanmadı…

Ekim 1959’da ABD ile Türkiye, İzmir’deki Çiğli Hava Üssü etrafındaki beş tesise toplam 15 Jupiter füzesi konuşlandırılması için el sıkıştı. 1961’in ortalarında başlayan aktivasyon süresi Nisan 1962’de tamamlandı. Kumanda elbette Amerikalılardaydı ama Türkiye Sovyet tehdidine karşı kendini daha güvende hissediyordu artık.

Aynı yıllarda Sovyetlerin bir başka derdi de ABD’nin Küba’nın komünist lideri Fidel Castro’yu devirme çabalarıydı. İlk iki girişimi boşa çıksa ABD amacından vazgeçmiş değildi.

1961 baharında Kruşçev’in aklına parlak bir fikir geldi: Küba’ya Jupiterlere benzer nitelikte Sovyet füzeleri yerleştirmek. Böylelikle hem dengeyi sağlayacak, hem müttefikine kol kanat gerecek, hem de ABD’nin arka bahçesinde bir üs edinecekti.

Castro’nun da onayıyla çok geçmeden Sovyet yük gemileri SS-4 ve SS-5 füzelerini, kargo uçakları da nükleer başlıkları taşımaya başlamıştı Küba’ya. Bir yandan da füzelerin konuşlandırılacağı tesislerin inşaatına girişilmişti. ‘Anadir Operasyonu’ mutlak bir gizlilik içinde yürütüldü. Ta ki 14 Ekim 1962’ye kadar…

Binbaşı Heyes’in o gün çektiği fotoğraflar Sovyet füze ve tesislerini gayet net biçimde ortaya koyuyordu. Soğuk Savaş’ın en sıcak günleri, fotoğrafların analiz edilip ABD Başkanı John F. Kennedy’nin masasına konduğu 16 Ekim sabahı başladı. İzleyen 12 gün boyunca gerilim ABD ile Sovyetler’i ‘nükleer savaş’ın eşiğine getirecek kadar tırmandı (Bir hesaba göre 100 milyon ABD ve bir o kadar Sovyet vatandaşının hayatını kaybetmesine ramak kalmıştı). Ve nihayet 28 Ekim’in ilk saatlerinde karşılıklı geri adımlar ve gizli bir taahhüdün ardından ‘en tehlikeli 13 gün’ sona erdi.

Söz konusu taahhütten en fazla etkilenecek ülke krizin aktörlerinden herhangi bir değildi. On binlerce kilometre uzakta yer alan, olup bitenden bihaber Türkiye’ydi o ülke. Çünkü Kennedy, son derece gizli yürütülen görüşmelerde, SS’lerin Küba’dan çekilmesi karşılığında tam da Kruşeçev’in istediği gibi Türkiye’de konuşlu Jüpiterleri etkisiz hale getireceğine dair söz vermişti.

Ancak Kennedy’nin bir koşulu vardı: Bu taahhüt kesinlikle gizli tutulacaktı, aksi takdirde NATO kökünden sarsılabilirdi. Öyle ya, ABD kendisine yönelik bir tehdidi bertaraf etmek için bir müttefikinin, Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atıyordu.

Her iki taraf da sözünü tuttu. Kennedy beş altı ay sonra, ‘eskidiklerini’ gerekçe göstererek Jüpiterlerin ‘sökülmesi’ talimatını verdi. Kruşçev de Kennedy’nin taahhüdünü mezara götürdü.

Sır, yıllar sonra gelen ifşaatlarla ortaya çıktı. Türkiye, Jupiterlerini ‘kaptırmamak’ için epey direnmiş, ancak sonunda pes etmişti. ‘Nükleer Türkiye’nin ömrü bir yıldan kısa sürmüştü.

Dünyayı titreten 13 gün

16 Ekim: Başkan Kennedy’nin önüne Küba’da orta menzilli nükleer füzeler bulunduğunu gösteren fotoğraflar konur koyulur. Uzmanlara göre füzeler iki hafta içinde savaş başlıkları takılıp fırlatılmaya hazır hale getirilebilecektir. ABD’nin Washington D.C.’den San Antonio’ya kadar uzanan tüm güneydoğusu menzildedir. Moskova, füzelerin tamamen savunma amaçlı olduğunu bildirir.

17 Ekim: Kennedy kriz yönetimi amacıyla bakanları, danışmanları ve kuvvet komutanlarından oluşturduğu ExCom (İcra Komitesi) iki seçeneği tartışır: Füzeleri imha amacıyla hava harekâtı düzenlemek ya da Küba’yı ablukaya almak.

18 Ekim: Yeni istihbarat nükleer savaş başlıklarının da Küba’ya vardığını ve füzelerin 18 saat içinde fırlatılabileceğini gösterir.

19 Ekim: Sovyetler’den Küba’ya sevkıyat artarak sürerken ExCom’da askeri kanat ve bazı siviller bombardıman için bastırır. Kennedy direnir. Washington ile Moskova arasında el altından Sovyet füzelerinin Küba’dan çekilmesine karşılık ABD’nin de Türkiye’deki orta menzilli nükleer füzelerini (Jüpiter) çekmesine ilişkin pazarlık başlar.

20 Ekim: CIA 16 Sovyet füzesini savaş haline geçirildiğini ve düğmeye basıldıktan sekiz saat sonra fırlatılabileceğini bildirir. Küba’da Sovyet askeri sayısı 42 bini bulmuştur. Kennedy, ExCom’da, “Savaşın eşiğindeyiz ve bilin ki Beyaz Saray sığınağı hepimizi almaz” der.

21 Ekim: Küba’ya abluka kararı alınır. Kennedy ayrıca, bombardıman planı yapılmasını ister. Halkın hiçbir şeyden haberi yoktur ama basın kokuyu almıştır. Beyaz Saray’ın ricası üzerine The New York Times dahil hiçbir gazete tek satır yazmaz.

22 Ekim: Kennedy tv’den halka hitap edip olup biteni açıklar. Dünya şoktadır. Müttefiklere bilgi verilir. NATO alarm durumuna geçer. Washington’daki Sovyet elçisi bile o gün haberdar olur füzelerin varlığından. ABD tarihinde ilk kez tüm savaş uçaklarına (toplam 161 uçak) nükleer silah yüklenir.

23 Ekim: Kennedy, Kruşçev’den ‘basiret’ göstermesini ister. Moskova, Sovyet gemilerine herhangi bir müdahaleyi ‘savaş eylemi’ olarak değerlendireceklerini bildirir.

24 Ekim: Amerikan hava kuvvetleri, savaş halinde Sovyet topraklarında hedef alınacak 220 tesisin listesini hazırlamıştır. 120 bin ABD askeri Küba’nın işgali için eller tetikte beklemektedir. Kruşçev ablukadan dolayı ABD’yi ‘düpedüz haydutluk’ yapmakla suçlar.

25 Ekim: CIA Küba’da kısa menzilli nükleer füzeler de bulunduğunu saptar. Türkiye ‘Jüpiter’ pazarlığından rahatsızlığını bildirir ve alternatifi getirilmeyecekse füzelerin çekilmesine karşı olduğunu duyurur.

26 Ekim: ABD bombardıman için hazırlıklarını tamamlamıştır. Sovyet istihbaratına göre gece Amerikan hava harekâtı an meselesidir. Castro, Küba hava sahasını ihlal eden ABD uçaklarına ateş açılmasını emreder.

Akşam saatlerinde Beyaz Saray’a Kruşçev’in mesajı ulaşır: ABD Küba’yı işgal etmeyeceğini taahhüt ederse Sovyet füzeleri geri çekilecektir. Gece ExCom’dan dahi habersiz yapılan gizli bir görüşmede ise Kennedy, Moskova’ya ‘Türkiye’deki Jüpiterler meselesinin Moskova’nın istediği gibi çözülebileceğini’ iletir.

27 Ekim: Gerilimin doruğa çıktığı gün. CIA Küba’daki altı nükleer üsten beşinin tamamen ateşe hazır duruma geçirildiğini bildirir. Kruşçev radyodan Jüpiter pazarlığını ifşa eder. U-2 tipi keşif uçağı Küba üzerinde vurularak düşürülür. Kennedy, ikinci bir vaka olursa, Küba uçaksavarlarının imha edilmesi emrini verir.

Kennedy, Kruşçev’in taleplerini kabul eder: ABD Küba’yı işgal etmekten vazgeçecektir. Ayrıca Türkiye’deki Jüpiterler de çekilecektir ama bu mutabakat gizli tutulacaktır.

28 Ekim: Kruşçev ABD ile varılan anlaşma gereği Sovyet füzelerinin Küba’dan çekileceğini açıklar. Ve Jüpiterlerin lafını etmez. Dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren ‘en tehlikeli 13 gün’ sona ermiştir.

Hürriyet Pazar, 28 Ekim 2002

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Tarih içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s