Komplodur o komplo

Tempo yazısı: Hakikaten gerçek olabilir mi? ‘Koca’ CIA başkanı evlilik dışı bir ilişki nedeniyle ‘ağ’a düşüp yakayı ele verebilir mi? Bu kadar basit mi bu işler?

Tempo, Aralık 2012

Başta The New York Times ve The Washington Post olmak üzere Amerikan basını ilk günden beri ‘Petraeus skandalı’nı didik didik ediyor. Ayrıntılar bir yana ‘görünen’ şu: Bir sanal taciz vakasını araştıran FBI hiç beklenmedik biçimde gizli aşkını ortaya çıkarınca CIA Başkan David Petraeus istifa etmek zorunda kaldı. Washington’daki resmi söylem de bu yönde.

Ancak haberlerde ne denirse densin, Beyaz Saray ne söylerse söylesin ‘mesele’nin bu kadar basit olamayacağına inananların sayısı hiç de az değil. Harıl harıl Petraeus’un istifasının ardında başka bir neden aranıyor. Çünkü kimse bu kadar parlak bir kariyerin böylesine ‘aptalca’ bitmesine anlam veremiyor. Hal böyle olunca da senaryolar ve komplo teorileri, en az gerçeğe ışık tutmaya çalışan haber ve araştırma dosyaları kadar ilgi çekiyor.

Libya bağlantısı

Daha ziyade neo-muhafazakarlar yapıyor komplo teorisyenliğini. En fazla taraftar bulan senaryoya göre Petraeus’un ipinin çekilmesi Libya’nın Bingazi kentindeki ABD temsilciliğine yönelik saldırıyla doğrudan alakalı (Nasıl olduğu, neden önlenemediği, zaafın nerden kaynaklandığı ABD’de hala hararetle tartışılan eylül ayındaki saldırıda ABD büyükülçesi dahil dört Amerikalı yetkili hayatını kaybetmişti).

Bu komplo teorisinin mantığı şu: Saldırı Kaide’nin işiydi ve planlıydı ancak Beyaz Saray, tam da başkanlık seçimi öncesinde Obama’nın prestijinin sarsılmaması için, saldırının ‘spontane gelişen bir olay’mış gibi lanse edilmesini istedi. Nitekim öyle oldu. Oysa Petraeus, gerçeği biliyordu ve açıklamak niyetindeydi. Böyle bir ifşaat Obama’nın sonu olabilirdi. Beyaz Saray CIA başkanını susturmak için, gizli ilişkisini şantaj malzemesi olarak kullandı. Petraeus, oralı olmayıp Kongre’ye bidiklerini antlatacağını söyleyince seçim biter bitmez düğmeye basıldı.

Etkili neomuhafzakar isimlerden Charles Krauthammer, “Bingazi bağlantısını görmemek için kör olmak lazım” diyor.

Siyasi çelme

İkinci komplo teorisi, adı Cumhuriyetçi’lerin bir sonraki ‘başkan adayı’ olarak geçen Petraeus’un incelikli bir Demokrat Parti operasyonuyla tasfiye edildiğini öne sürüyor. Gerçekten de ‘Bush ekolü’nden gelen Petraeus ile Obama’nın arası hiçbir zaman iyi olmadı. Petraeus Obama’nın Irak’tan çekilme planına itiraz eden komutanların başında geliyordu. Afganistan’da görevlendirildikten sonra yine Obama’nın hilafına bir ‘çıkış planı’ geliştirmektense geniş çaplı bastırma harekatına girişilmesini savundu.

Senaryoya göre geçen yıl ‘merkez’e alınacağı bildirildi Petraeus’a. Ancak generalin hem Kongre hem halk nezdindeki itibar ve popülaritesi ‘harcanamayacak’ kadar yüksekti. O da bu gücüne dayanarak Obama’dan genelkurmay başkanlığını istedi. Askeri karar alma sürecinden Petraeus’u tamamen çıkarmak isteyen Obama, ara formül olarak CIA başkanlığını önerdi. Tabii üniformasını çıkarması ve teşkilata tek bir askeri danışmanın bile götürmemesi koşuluyla. General böylelikle sivilleştirildi.

Gelgelelim ilk günden itibaren içerden ‘muhalefet’i sürdürdü Petraeus. Hatta sadece terörle mücadeleye değil, Çin’le ilişkilere, Avro Bölgesi’nin geleceğine, dünyanın 15 yıl sonraki haline dair fikirler öne sürmeye başladı. Sivilleştirme planının da işe yaramadığını gören Demokrat Parti generali gözden düşürmek için geriye kalan tek seçeneği uygulamaya soktu.

Eski New Jersey yüksek yargıcı Andrew Napolitano, “Bu dönemde, resmi makamları işgal edenler, kısa süreli, hiçbir suç unsuru içermeyen, rızaya dayalı bir cinsel ilişkiye girdiler diye görevinden istifa etmez. Roosevelt, Eisenhower, Kennedy, Johnson ve Clinton etti mi? Üstelik başkandı bu isimler. Petraes’un günahı ne? Birlerinin onu tasfiye ettiği belli.”

Yanıt bekleyen sorular

Senaryolar ve komplo teorilerini besleyen bazı noktalar var: ABD, her ‘Taciz ediliyorum’ diyen için FBI incelemesi yapılan bir ülke değil… Kimi hukuk profesörleri her gün benzeri yüzlerce başvuru yapıldığını, çoğuna yanıt bile verilmediğini belirterek, Petraeus vakasında böylesine seferber olunmasına anlam veremiyor. Komplo teorisyenlerine göre tek başına bu bile, incelemenin siyasi nedenlerle açıldığını ve daha en başından işin nereye varılacağının bilindiğini gösteriyor.

Kongre’deki istihbarat ve silahlı kuvveter gibi ilgili komitelerin incelemeden haberdar edilmemesi de soru işaretleri doğuruyor. Olup biteni basından öğrenmelerini yalnız söz konusu komitelerin başkanları değil, bizzat savunma bakanı da eleştirdi. Komplo teorisyenlerine göre, bu gizlilik incelemenin Petraeus’a karşı şantaj malzemesi olarak kullanıldığına işaret ediyor: “Eğer Beyaz Saray’ın istediği gibi çenesini tutmayı kabul etseydi, gizli ilişkisi ifşa edilmeyecekti.”

Senaryoların en sağlamı

Ama sıkı durun… ‘En sağlam komplo teorisi, kanıtlanması en güc komplo teorisidir’ derler. Öyleyse şimdi sıra ‘en sağlam’ına geldi. Üstelik bu teori Amerikalılardan değil, bizden, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Deniz Ülke Arıboğan’dan…

Petraeus’un istifasını Türkiye’nin de rol oynadığı daha geniş bir senaryoya bağlayan Arıboğan, komplo teorisini Tempo okurları için tüm ayrıntısıyla anlattı:

“ABD ve Rusya Obama ve Putin’in liderliğinde yeni bir dünya düzeni inşa etmek istiyor. Bu ortak amaç, Moskova ile Washington arasında kontrollü bir rekabeti dışlamayan stratejik bir işbirliğini mecburi kılıyor. Özellikle de Çin ve İran’a karşı… Ancak her iki ülkede ‘Soğuk Savaş’ kalıntısı kadrolar böylesi bir yakınlaşmadan fena halde rahatsız. Üstelik de gizli bir işbirliği içindeler.

Suriye krizi, bu kadrolara söz konusu süreci sabote etmek fırsat sundu. Şöyle ki: Bir Suriye yolcu uçağına, belki Şam yönetiminin bile haberi olmadan, Rus savunma bakanılığı operasyonuyla askeri mühimmat yüklendi. Uçak kalkar kalkmaz da Moskova’dakiler Washinton’daki ‘dava arkadaşları’na haber uçurdu. CIA söz konusu istihbaratı hemen Türkiye’yle paylaştı. Ankara komplodan habersiz gereğini yaptı, uçağı indirdi ve Suriye ile Moskova’dan hesap sormaya girişti. ‘Soğuk Savaş’çıların hesabı tutumuştu. Böylelikle gayet iyi giden Türk-Rus ilişkileri gerilecek, bu da ister istemez Rus-Amerikan ilişkilerine de yansıyacaktı. Bir taşla iki kuş…

Ne var ki Putin ve Obama ‘tuzağı’ gördü. İki lider de Erdoğan’ı arayıp ‘oyuna gelmemesini’ istedi. Olay büyütülmemeliydi. Aksi takirde Soğuk Savaş’çıların ekmeğine yağ sürülecekti. Erdoğan ikna oldu ve, “Uçağın içindekileri gerekirse açıklarız” demekle yetindi. Buna karşılık Putin de uçak krizi nedeniyle ertelemek zorunda kaldığı Türkiye ziyareti için hemen yeni bir tarih verdi. Ziyaret iptal edilse Erdoğan’a karşı kullanılacak, ‘Uçakta füze olmadığı halde Rusya ile aramızı bozdun’ denilecek, Erdoğan da kargoyu açıklamak zorunda kalacaktı.

Oyun bozulunca ABD başkanlık seçimi biter bitmez Putin ve Obama düğmeye bastı. Putin önce ‘Soğuk Savaş’çıların başı Savunma Bakanı Nikolay Makarof’u görevden aldı. Üç gün sonra da komplonun mimarı Genelkurmay Başkanı Anatoli Serdyukov’u… Her iki azle de gerekçe olarak ‘yolsuzluk’ gösterildi.

Ardından sıra Obama’ya geldi. Hedef Petraeus’tu. CIA başkanının evlilik dışı ilişkisi nicedir biliniyordu ama gizli tutuluyordu. Ama artık ifşaatın sırası gelmişti. Çünkü Petraeus haddini aşmıştı. Bir FBI araştırması süsü verilerek sır açık edildi ve Petraeus da istifa etmek zorunda kaldı. Ardından sıra Petraeus ekibine geldi. İlk olarak aynı FBI incelemesinde Petraeus’un Afganistan’daki halefi John R. Allen’ın da adı geçirildi ve terfisi durduruldu. Sıra başka generallere de gelecek….”

Tabii siz, ‘En iyi komplo teorisi henüz yazılmamış olandır’ da diyebilirsiniz… Öte yandan Elektronik Mahremiyet Enformasyon Merkezi Direktörü Marc Rottenberg’in lafını da bir kenara not edin: “Eğer CIA başkanı bile yakalanıyorsa, kimsenin kaçacak yeri kalmadı demektir.”

Son söz: Şu yazıyı yazmak için onlarca sayfa haber, analiz ve yorum okudum. En çok aklımda satırlar The New York Times yazarı Maureen Dowd’un geçen haftaki köşe yazısının son cümleleriydi, o cümlelerle bitireyim: “Haddinden fazla uzayan bir savaş yüzünden o kadar çok Amerikalı genç ve Afganistanlı sivil öldü ya da sakat kaldı ki… Gerçek skandal bu.”

Neler öğrendim

ABD başkanlarının üçte biri (Obama 44’üncü başkan) evlilik dışı ilişki yaşamış.

Başkan Lyndon Johnson eşinin ‘beklenmedik ziyaretleri’ne önlem olarak işi alarm mekanizması kurdurmaya kadar vardırmış. Aynı Johnson, “Liderleri aptal eden iki şey vardır: Kıskançlık ve cinsellik” dermiş.

Amerikalı siyasetçilerin sildiği mesajları arşivleyen Sunlight Foundation (Günışığı Vakfı) diye bir kurum varmış.

Washington cemaat hayatının gözde yazarlarından Marina Ein şöyle bir tespitte bulunmuş: “Amerikan siyasetinde dindarlıkla riyakarlık iç içedir. Petraus tam bir profesyonel çıktı.”

ABD’de eğitim ve gelir düzeyi evlilik dışı ilişki vakalarıyla doğru orantılıymış.

Petraeus’un memleketi Virginia’nın yanısıra New York, Michigan, Massachusets gibi ‘liberal’ eyaletler dahil 22 ABD eyaletinde zina kağıt üstünde de olsa hala ‘suç eylemi’ymiş.

2012’nin ilk altı ayında dünyanın çeşitli ülkelerindeki resmi makamlar Google’den 20 bin 398 Google hesabına erişim izni talep etmiş. En çok talep (7 bin 969) ABD’den gelmiş ve Google bu taleplerin yüzde 90’ını kısmen veya tamamen karşılamış. Aynı dönemde Türkiye’den gelen talep sayısı 112 ve Google tamanını geri çevirmiş.

2010 itibariyle ABD Ulusal Güvenlik Ajansı yılda ortalama 1,7 milyar email, telefon görüşmesi vs. takip edip kaydediyormuş.

‘Petraeus Kuralları’nın beşincisi şöyleymiş: “Hepimiz hata yaparız. Mesele, hatalarımızı fark edip kabullenmektir.” (Kural kuraldır)

Neleri hatırladım

ABD tarihinin gelmiş geçmiş en çapkın CIA başkanı Allen Dulles’tı. 1953’ten 1961’e kadar örgütün başında kalan Dulles’ın, kızkardeşinin ifadesiyle, Yunanistan Kraliçesi Federika dahil ‘en az 100 vukuatı’ olmuştu.

New York valiliği de yapan işadamı Nelson Rockefeller, son nefesini ofisinde sevgilisiyle sevişirken vermişti.

1970’lere kadar ABD’de Washington basını yalnız Dulles gibi CIA başkanlarının değil, John F. Kennedy başkanların da kaçamaklarını bilir ama pek yazmazdı. O zamanın gazetecilik anlayışına göre haber değeri taşımazdı bu tür ilişkiler.

Seks, yalanlar ve emailler

2006: Petraeus Harvard’da yaptığı bir konuşmanın ardından Paula Broadwell’le tanışır. Askeri okul mezunu ve eski ordu mensubu Broadwell çok geçmeden Petraeus’a doktora tezinden kendisinden yararlanmak istediğini söyler.

2010: Broadwell, tezi Petraeus’un hayat hikayesine çevirip kitap haline getirmeye karar verir.

2011: Evli ve ikişer çocuklu ikili arasında ilişki başlar. Petraus generallikten emekli olmuştur ve iki aydır CIA başkanıdır.

Haziran 2012: Tampa (Florida) sosyetesinin tanınmış isimlerinden Jill Kelley, isimsiz bir adresten taciz ve tehdit emailleri aldığını söyleyerek ‘flört ettiği’ bir FBI ajanından yardım ister.

Eylül 2012: FBI incelemesinde, söz konusu emaillerin Paula Broadwell tarafından gönderildiği anlaşılır. Asıl önemlisi Broadwell, Petraeus’la da yazışmaktadır ve yazışmalardan bir ilişki yaşadıkları anlaşılmaktadır. Nitekim Broadwell, Kelly’ye o taciz ve tehdit emaillerini de Petraeus’u elinden alacağından kuşkulandığı için göndermiştir (Üç cocuklu Kelly’ler, Petraeus’ların aile dostudur).

Ekim 2012: FBI evine baskın düzenlediği Broadwell’e Petraeus’la ilişkisini itiraf ettirir. FBI itirafı, Petraues’a doğrulatır.

31 Ekim: O güne dek gizli yürütülen inceleme, Amerikalı bir Kongre üyesinin kulağına gider, o da FBI başkanından bilgi ister.

8 Kasım: Seçim zaferinin ardından Washington’a dönen Obama durumdan haberdar edilir ve Petraeus’la görüşür. CIA başkanı istifasını sunar.

9 Kasım: Obama istifayı kabul eder. Skandal istifadan sonra günyüzüne çıkar.

11 Kasım: FBI ve adalat bakanlığı, inceleme tamamlanmadığı için son ana kadar kimseyi haberdar etmediklerini duyurur.

12 Kasım: Aynı incelemede Kelly ile Petraeus’un eski halefi, Afganistan’daki NATO gücünün komutanı, evli John R. Allen’ın da birbirlerine epey bir süredir ‘fazlasıyla flörtöz’ gönderdikleri ortaya çıkar. Avrupa’daki NATO gücünün başına getirilmesi beklenen Allen’ın terfisi durdurulur.

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s