Barışa giden 10 adım

Paris suikastları tam da Türk hükümetiyle PKK’nın müzakere yaptığı günlere denk geldi. Güney Afrika ve Kuzey İrlanda’daki süreçlerde de ‘sabotaj eylemi’ dahil göze çarpan 10 ortak nokta var.

Sadece askeri yöntemle zor

Her şeyin başı bu. İstisnaları var tabii ki. Peru, Aydınlık Yol’u ve Sri Lanka da Tamil Kaplanları’nı ‘zorla’ dize getirdi. Ama özellike demokratik ülkelerde silahlı örgütleri sadece askeri ve polisiye önlemlerle ‘bitirmek’ neredeyse imkânsız. En iyi örnekler Kuzey İrlanda’daki IRA ve İspanya’nın Bask bölgesindeki ETA’nın durumu.

Teröristlerle konuşmaktan kaçış yok

Özellikle uzun süreli ve kanlı çatışma süreçlerinin ardından barışın önüne psikolojik bir duvar örülüyor. Yılların birikimiyle örgüt tabanı ‘faşist otorite’lerle, siyasetçiler de ‘terörist’lerle bir arada anılmaktan kaçınıyor. Ancak, sürecin bir yerinde silahlı örgüt ve lideri, karşısında siyasi iradeyi temsil eden bir muhatap görmek istiyor. Şöyle bir genel ilke söz konusu: Sorunun doğrudan tarafı, çözümün de doğrudan tarafı olmak zorunda. Aksi takdirde süreç yürümüyor. Londra yani Birleşik Krallık hükümeti IRA ve Gerry Adams’ı, Güney Afrika hükümeti da Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ve Nelson Mandela’yı muhatap almasa süreç nasıl yürürdü meçhul.

Masadan ezik kalkılmasın

Tarafların masaya oturmadan önce taleplerini karşı tarafa tamamen kabul ettiremeyeceğini kabullenmesi gerekiyor. Bir başka deyişle maksimum değil optimum hedeflenmeli. Can alıcı nokta, herhangi bir tarafın masadan ‘ezik’ kalkmaması. Aksi takdirde, hem söz konusu taraf süreci tabanına benimsetmekte zorlanıyor hem de şiddeti sürdürme yanlılarının eline koz veriliyor.

Gizlilik sürecin doğasında var

İster tamamına ersin ister yarım kalsın, bütün barış süreçleri gizli ya da dolaylı temaslarla başlıyor. Gizlilik hem tarafların taleplerini daha rahat ve açık biçimde ortaya koymasını sağlıyor hem de en azından süreç olgunlaşana kadar örgütü taban, hükümeti de kamuoyu baskısından koruyor. Londra ile IRA’nın görüştüğü üç yıl sonra ortaya çıktı. O zamana kadar epey yol alınmıştı.

Dolaylı görüşme manevra alanı sağlıyor

Belli bir süre doğrudan görüşme yapılmaması, gerek örgüt liderliğine gerekse siyasilere geniş bir manevra alanı, bir ‘acil çıkış kapısı’ sağlıyor. Böylelikle kendilerini sürecin dışında tutup bağlayıcı bir taahhütte bulunmadan ‘işin içinden sıyrılma’ imkânı ediniyorlar. Ayrıca konunun ‘hassasiyeti’nden muaf aracılar, sürecin daha soğukkanlı yürümesini sağlıyor.

Süreç aşamalı işliyor

Genel olarak müzakereler başladı diye bugünden yarına kendini lağvetmiş bir örgüt ya da silahlı örgütün taleplerini harfiyen yerine getirmiş bir ülke yok. Taraflar taleplerini kademeli olarak ortaya koyuyor, çözümleri de buna paralel olarak buluyorlar.

Adımlar karşılıklı atılıyor

Tipik şablon şöyle: Ateşkes ilanı, eylemlerin sona erdirilmesi, silah bırakılması ve nihayet silahların gömülmesi. Atılan her adıma karşılık siyasi iktidar da önceden mutabık kalınmış bir ‘jest’te bulunuyor. Reform, siyasi tutukluların salıverilmesi, kısmi af gibi…

Sabotajlara hazırlıklı olmak lazım

Her iki tarafta da tüm odakların barış sürecini benimsemesini beklemek gerçekçi değil. Sorun ne kadar ağır olursa olsun, çeşitli nedenlerle çözüme ayak direyenler mutlaka çıkıyor. Hatta Kuzey İrlanda’da Real IRA örneğinde görüldüğü gibi, örgütler bölünüp barış sürecini sabote edici nitelikte provokatif eyemler düzenlenebiliyor. Sabotajları etkisiz kılacak tek güç ise çözüme dönük siyasi irade.

Yol uzun ve sıkıntılı

Londra ile IRA arasında gizli ve dolaylı görüşmeler 1990’da başladı. Barışın çerçevesini çizen ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’ imzalandığında tarih 1998’di. IRA’nın silahlı mücadeleye son vermesi ise 2005’i buldu. 15 yıl içinde çözüm süreci defalarca uçurumun eşiğine geldi. IRA en kanlı eylemini ‘Hayırlı Cuma’dan hemen sonra gerçekleştirdi (Omagh, 29 ölü).

Başarı garanti değil

IRA ve ANC örnekleri, silahların gölgesinde de olsa müzakereyle çözüme varılabileceğini gösteriyor. Ancak başarısız müzakere süreçleri de var. ETA bir örnek. Hatta bir anlaşma imzalanması bile barışın garantisi değil. Filistin ya da Aceh (Endonezya) örneklerinde olduğu gibi. Geçen yıl Kolombiya’da FARC ile Filipinler’de Moro İslami Kurtuluş Cephesi’yle başlatılan barış sürecinin nasıl sonuçlanacağı ise meçhul.

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s