Nerde kalmıştık?

(…) demokratik hak arayışlarını, iktidardan hesap sormayı, protesto özgürlüğünü handiyse ‘varlığına kastedilmesi’ olarak gören bir siyasi anlayışın iyice yerleşmesi, Türkiye’nin demokratikleşme süreci için pek hayra alamet olmasa gerek.

AKP’nin 2023 vizyonunun Büyük Türkiye olduğu iyice netleşti.

Türkiye’nin siyaset tarihi bize gösteriyor ki demokrasi vaadi, ancak cunta rejimlerinden çıkış süreçlerine denk gelen seçimlerde oy getiriyor. Türkiye’nin böyle bir süreçte bulunduğu ileri sürülemeyeceği için, AKP’nin büyük oynaması, siyaseten doğru bir taktik olarak görülebilir.

Ne var ki Büyük Türkiye vizyonu, ister istemez diğer hemen her şeyi küçültüyor, önemsizleştiriyor, ayrıntılaştırıyor. En başta ve en önemlisi de demokrasiyi.

Hal böyle olunca, siyasi iktidara yönelik her tür itiraz, eleştiri ve direnç, AKP’nin ileri gelenleri ve destekçilerince bir biçimde düşmanlaştırılıyor. Sendikacı, işadamı, sivil toplum örgütü, öğrenci, internet eylemcisi, gazeteci, çevreci, Alevi, Kürt fark etmiyor; her tür toplumsal ve siyasal muhalefet, ‘kara propaganda’ya, Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini istemeyen, art niyetli ‘birtakım odakların oyunu’na indirgeniyor epeydir.

Yine nicedir demokrasi açığı, bütçe fazlasının yanında solda sıfır kalıyor. İstihdam oranının karşısında seçim barajının esamesi okunmuyor. Mega projeler varken, AB’ye üyelik süreci hiç de heyecan vermiyor.

Kopenhag kriterleri bir demokratikleşme manzumesi olarak alındığında, Başbakan Erdoğan’ın her fırsatta ‘Ankara kriterleri’nden söz etmesi boşuna değil. Bu tezat, Türkiye’nin AB yörüngesinden uzaklaştıkça ‘Ankara kriterleri’nde ısrar edecek bir AKP’nin dümeninde nerelere savrulabileceğinin de bir işareti aynı zamanda.

(…) demokratik hak arayışlarını, iktidardan hesap sormayı, protesto özgürlüğünü handiyse ‘varlığına kastedilmesi’ olarak gören bir siyasi anlayışın iyice yerleşmesi, Türkiye’nin demokratikleşme süreci için pek hayra alamet olmasa gerek.

Yukarıdaki satırlar 28 Mayıs 2011 tarihli. Radikal için yazdığım sondan bir önceki yazıdan.

Özetle, işaret de ortadaydı alamet de.

Ve gidişatı görebilmek için ‘akil’ olmaya gerek yoktu.

Evet, nerde kalmıştık?

Marjinal demokrasi

Neden mi ‘Parçalı Bulutlu’ bu köşenin adı? Çünkü ‘parçalı bulutlu’dur havası bu ülkenin. “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” diyen şaire inanmış ‘çocuklar’ı da vardır ama.

‘Taksim Halk Cumhuriyeti’nin ‘Gezi bağları’nda dolanırken şu soruyu sordum kendime hep: Biri diğerine benzemez bunca insanın ortak paydası, hedefi ne olabilir, ne olmalı?

Demokrasiden başka yanıt gelmedi aklıma. Tepeden tırnağa demokrasi.

Birilerini durduk yerde haklı çıkarmayalım: Demokrasi yoksa hepimiz marjinaliz ‘çocuklar.’

Çekirdek tarlası

Televizyondaki bazı ‘tartışma’ programları öteden beri Süleyman Nazif‘in Namık Kemal‘a verdiği balkabaklı yanıtı hatırlatır bana. Son zamanlarda hiç aklımdan çıkmaz oldu.

Namık Kemal der ki, “Fikirlerin çarpışmasından gerçeğin şimşeği çıkar.”

Süleyman Nazif kaçırır mı hiç fırsatı: “Çarpışanlar balkabağı ise sadece çekirdek çıkar.”

Ters piramit

Egyptian-Tanks

Evet, Müslaman Kardeşler, önce “Cumhurbaşkanlığına kimseyi aday göstermeyeceğiz” dedi, sonra cayıp Mursi’yi öne sürdü.

Evet, Mursi kılpayı farkla, üstelik ikinci turda seçilmesine rağmen çoğunlukçuluk güttü.

Evet, Mursi askeri vesayeti kaldırıyormuş gibi yapıp yandaş ordu kurmaya girişti.

Evet, Müslüman Kardeşler yeni anayasa sürecinde muhalefeti dışlamakla kalmadı, Mursi’yi anayasanın üstünde yetkilerle donattı.

Evet, Mursi daha demokratik değil daha İslami bir Mısır hedefliyormuş görüntüsü verdi.

Evet, Mursi ceberrut polis örgütüne el atmadığı gibi, asayişin daha da bozulması karşısında çare üretemedi.

Evet, Mursi ekonomiyi iyileştirmek bir yana daha da beter etti. IMF’yi kaçırttı, piyasaları bozdu, ekmekten benzine her şeye zam yaptı.

Ve evet, Müslüman Kardeşler, Mursi’nin ve hükümetin başarısızlıklarını yazıp çizen medyanın sesini boğmaya kalkıştı.

Özetle, Mursi basiretsiz, kifayetsiz, daha da önemlisi antidemokratik bir yönetim sergiledi.

Amma velakin…

HAYIR! Bunların hiçbiri, Mursi’nin silah zoruyla görevden alınmasını, Müslüman Kardeşler’in lider kadrosunun tasfiye edilmesini, sempatizanlarına ateş açılmasını haklı çıkarmaz, çıkaramaz. Darbe darbedir.

Geçenlerde Mısır’da olup bitenler üzerine sohbet ederken sevgili Ercan Kumcu hatırlattı. Bir Amerikan deyişi vardır: Ördek gibi görünüyorsa, ördek gibi yürüyorsa, ördek gibi vaklıyorsa, o hayvana ördek denir.

rdlgvn69@gmail.com

Taraf, 7 Temmuz 2013

Not: Karikatür politicalhumor.about.com sitesinden alınmıştır.

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s