Tam Özkök’lük bir araştırma

Mısır’daki darbe, 2013’ün ilk darbesi olarak tarihe geçti. Umulur ki sonuncudur. Center for Systemic Peace üşenmemiş araştırmış. Nüfusu 500 binden fazla ülkeler esas alındığında 2’nci Dünya Savaşı’ndan bu yana (1946-2013) tamı tamına 223 darbe düzenlenmiş. 

Çoğu, Soğuk Savaş döneminde, 1960 ile 1990 arasında gerçekleşmiş darbelerin.

DarbeGraf

CSP darbeyi şöyle tanımlıyor kısaca: “Yürütme yetkisi ve makamının zorla ele geçirilmesi.”

Darbeye maruz kalmış ülke sayısı 76. Birinci sırada dokuz darbeyle Tayland yer alıyor. Milli sporunu andıran bir demokrasisi vardır Tayland’ın.

Darbeye darbe dedim diye epey ‘katkı’ aldım. Toplu yanıt vereyim: Ne oranda olursa olsun, hiçbir halk desteği, hiçbir darbeyi yasal, hatta meşru kılmaz. Askerlerin er ya da geç iktidarı sivillere devretmesi ve nihai tahilde demokrasiye hizmet etmeleri de darbenin antidemokratik niteliğini ortadan kaldırmaz.

Tahrir, Taksim’i örtmez

Şuna katılırım ama: Mısır’daki darbeyi antidemokratik bulmak, Türkiye’de kimseyi demokrat yapmaz. Taksim’in ayıbını, Tahrir’le örtemezsiniz, boşuna uğraşmayın.

Aslında bu yazı burada bitecekti. Başlığı da ‘Tayland boksu’ olacaktı. Ama Ertuğrul Özkök’ün dünkü yazısı üzerine hem başlık değişti, hem de şu ek farz oldu.

Darbenin hayırlısı

Özkök, “Evet, demokrasi bazen darbeyle gelir” diye yazmış. Keşke yazısını yazmadan, biri Yale, diğeri Rochester Üniversitesi’nden iki akademisyenin araştırmasını okuyabilseydi. Daha zengin bir katkıda bulunurdu tartışmaya.

Nikolay Marinov ve Hein Goemans’ın modern zaman darbelerini inceledikten sonra vardığı sonuç şu: 1991’den sonraki darbelerin ezici çoğunluğu, Soğuk Savaş sırasındakilerle kıyaslandığında, uzun vadede demokrasi için ‘hayırlara vesile oldu.’ Nasıl mı? Uluslararası baskının da etkisiyle darbeciler yönetimden çekilip en geç beş yıl içinde iktidarı sivil iradeye teslim etmiş. Ediş o ediş. Ayrıntıları merak edenler için: (http://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2270631)

mısır

Türkiye iyi ortakları kötü!

Davutoğlu geçenlerde bir tv kanalında hükümetin ilkeli dış politika yürüttüğünü söyledi. Mısır’a ek olarak Suriye’yi de örnek gösterdi bu politikaya.

İyi güzel. Şimdi soru-yanıt bölümüne geçelim.

Türkiye’nin lanetlediği Mısır’daki darbeyi ilk kutlayan ülke hangisiydi? Suudi Arabistan. İkinci ülke? Katar.

Mısır’daki darbeye darbe dememek için bin dereden su getiren üç ülke söyleyin desem? Ben söyleyeyim: ABD, Britanya, Fransa.

Peki Türkiye’nin Suriye’deki ‘iş ortakları’ kim?

1. Suudi Arabistan

2. Katar

3. ABD

4. Britanya

5. Fransa

Türkiye ‘bunlar’la mı ilkeli dış politika yürütüp Suriye’nin barış, istikrar ve demokrasisine katkıda bulanacak?

Yeri gelmişken yine aynı beşli değil mi Bahreyn’de iki yıldan fazladır süren Suudi işgalini el birliğiyle örtbas eden?

Ya ilkeyi ya politikayı ya da iş ortaklarını gözden geçirmeye ne dersiniz?

Faşizmin sırrı 

 Doğrusunu isterseniz kötümser biriyim ben. Faşizm demokrasiden daha tabii bir hükümet biçimi gibi gelmiştir bana hep. Demokrasi bir erdemdir. Muhteşem bir şeydir demokrasi aslında, ne rutindir ne de otomatiktir çünkü. Faşizm ise bebekliğimize, çocukluğumuza uzanır, bize hep nasıl yaşamamız gerektiğinin söylediği dönemlere. Bize, “Evet, şunu bunu yapabilirsin” ya da “Hayır, şunu bunu yapamazsın” denirdi hep. O yüzden faşizmin sırrı, hayatlarının sonraki dönemlerinde tatmin bulamamış insanları cezbetmesindedir.” (Norman Mailer)

Vahamette ikinci perde

Vahametin ilk perdesi geçen nisan ayında açıldı. Üniversiteye giriş için ilk adım sayılan YGS’nin sonuçları feciydi.

YGS’ye giren öğrenci sayısı 1 milyon 804 bin 891’di.Soru sayısı ve doğru yanıt ortalaması şöyleydi:

Türkçe (40):16.8; Sosyal Bilimler (40):12.1; Temel Matematik (40):7.5; Fen Bilimleri (40): 3.5

Gelelim ikinci perdeye, sonuçları yeni açıklanan YGS’ye.

Sınava 831 bin 570 aday katıldı. Bu kez de şöyleydi soru sayısı ve doğru yanıt ortalaması:

Matematik (50): 12.3; Geometri (30): 4.15; Fizik (30): 6.46; Kimya (30): 10.19; Biyoloji (30): 11.05; Türk Dili ve Edebiyatı (56): 23.22; Coğrafya-1 (24): 7.61; Tarih (44): 14.49; Coğrafya-2 (14):4.78, Felsefe (32); 7.88; Almanca (80): 30.62; Fransızca 80 (36.23);
İngilizce (80): 24.90

12 yıllık eğitimin ardından manzarai umumi bu işte. Ortalamadaki düşüklük, ‘sıfırcı’ların sayısından da ‘tamcı’ların sayısından da çok daha önemli.

Milli Eğitim Bakanı’nın, İsmet Berkan’dan daha fazla dertlenmesi gereken bir tabloyla karşı karşıyayız gibi geliyor bana. 

Taraf, 10 Temmuz 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s