Böyle başa böyle sistem olmaz

Evveliyat bir yana, yalnızca Gezi direnişi patlak verdiğinden bu yana başbakan olarak kullandığı dil ve sergilediği tavır bile Erdoğan’ın başkan olarak neler neler yapabileceğine dair hiç de hayırlı emareler koymadı ortaya. Üstelik ‘değişmeyeceğini’ üstüne basa basa söyleyen bir Erdoğan bu. Öte yandan AKP’nin başkanlık sistemine ilişkin teklifi de temel bir zaaf barındırıyor.

Erdoğan’ın anayasa değişikliği teklifi, Kılıçdaroğlu’nun şartları derken başkanlık rejimi yeniden girdi gündeme. İyi de oldu, çünkü adı üstünde Türkiye için topyekun yeni bir yönetim sistemi öngören, dış politikadan gündelik hayata hemen her alanı etkileyecek bir değişim söz konusu. Ne kadar gündemde kalsa az.

Başkanlık ya da yarı başkanlık kategorik olarak karşı çıkılacak sistemler değil. Ne de olsa sayıca az belki ama bu sistemlerle yönetilebilen demokratik ülkeler de var.

Screen Shot 2013-07-13 at 10.11.47 AM

Gelgelelim, evveliyat bir yana, yalnızca Gezi direnişi patlak verdiğinden bu yana başbakan olarak kullandığı dil ve sergilediği tavır bile Erdoğan’ın başkan olarak neler neler yapabileceğine dair hiç de hayırlı emareler koymadı ortaya. Üstelik ‘değişmeyeceğini’ üstüne basa basa söyleyen bir Erdoğan bu.

Öte yandan AKP’nin başkanlık sistemine ilişkin teklifi de temel bir zaaf barındırıyor.

Teklife göre başkan,
meclisi feshedebiliyor,
kararname çıkarabiliyor,
orduyu görevlendirebiliyor,
sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân edebiliyor,
YÖK üyelerinin yarısını ve üniversite rektörlerini, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin yarısını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı seçebiliyor,
Bakanları, kamu yöneticilerini ve büyükelçileri atayıp azledebiliyor.

Özetle referans ülkelerin epey ilerisinde alabildiğine geniş yetkilerle donatılmış bir yürütme öngörüyor teklif.

Buna karşılık aynı teklife göre,
meclis ve mahkemeler, başkanı sadece kararnameleri üzerinden denetleyebiliyor, o da milletvekilerinin yarıdan bir fazlası uygun görürse ve ancak yargı onayı veya yılda yalnız bir kere yapılabilecek halkoyu yoluyla.

Ayrıca başkanın ‘olur’ vermediği bir kanunu meclisten geçirmek neredeyse imkansız hale geliyor.

Nihayet başkan suç işlediği iddiasıyla Meclis’in ancak üçte ikisinin oyuyla soruşturulabiliyor. Yine ancak dörtte üçünün oyuyla Yüce Divan’a sevk edilebiliyor. Dolayısıyla başkanı soruşturmak, denetlemekten de zor hale geliyor. Önce üçte iki meclis çoğunluğu bulmak gerekiyor harekete geçebilmek için.

Yine özetlersek, son derece güçlü bir yürütmenin karşısına hayli zayıf bir yasama ve o derece etkisiz bir yargı koyuyor teklif.

Oysa başkanlık rejiminin özü, teoride kuvvetler ayrılığı, pratikte de bu ayrılığı kollayıp gözetecek ‘denge ve denetleme’ mekanizmaları. Bu teorik çerçeve ve pratik gereklerin göz ardı edildiği bir düzen ve Erdoğan gibi otoriter eğilimli bir liderle ‘başkanlık sistemi’nin bir ‘başkan rejimi’ne dönüşmesi işten bile değil.

Bilmem başlığı açıklayabildim mi?

——————————————————————————————

En sağlam baraj bizim baraj

Belli ki hükümetin temsili demokrasinin önündeki başlıca engellerden seçim barajını düşürmeye hiç niyeti yok. Türlü çeşitli gerekçeler sıralanıp, “Zaten Avrupa’da da var seçim barajı” diye geçiştiriliyor mevzu. Erdoğan da bir keresinde -Nisan 2011’de Avrupa Parlamentosu’nda konuşurken- “Şu anda Avrupa’da yüzde 8, yüzde 7 barajı da var, olabilir” demişti.

Erdoğan ve benzer cümleleri dillendiren AKP’liler yanlış biliyor: ‘Avrupa ülkeleri’nin hiçbirinde, ama hiçbirinde yüzde 5’in üstünde seçim barajı yok.

Yüzde 5’in üstünde baraj şu an Avrupa’da bir tek o da ülke sayılırsa Lihtenştayn’da var. Erdoğan o konuşmayı yaptığı zaman Rusya’da oran 7’ydi, o da 5’e indirildi.

Avrupa’nın 21 ülkesinde baraj bile yok. Türkiye’yle kıyas kabul edebilecek bazı ülkelerdeki seçim barajları şöyle: Ukrayna yüzde 5, Polonya yüzde 5, İtalya yüzde 4, Almanya yüzde 5, İspanya yüzde 3 ve Fransa yüzde 0. (Tam dökümü bu linkte bulabilirsiniz.)

——————————————————————————————

O değilse kim?

“Kanımın son damlasına kadar bu başbakanın arkasında durucam.”
“Niye Taksim’e polis giriyo? Taksim’e polis girer, Taksim’dekinin kafasını da kırar (…) Benim devletiminin seni ordan kazıyacak gücü var.
“Suikast sadece fiziki olarak olmaz (…) Ben eminim ki birçok merkezde telekinezi, uzaktan etkileme ve daha birçok yöntemle Recep Tayyip Erdoğan’ın ölmesi için sürekli çalışma yapılıyor. Ben buna eminim…”
Bir de soruyorlar başbakan, Yiğit Bulut’tan başka danışman mı bulamadı diye..

————————————————————

Yaşasın sade hayat!

Bir dostumun günümü gün eden mesajı, size de iyi gelir umarım:

Marquez’in ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ını şimdi bitirdim… Lise sonda okurken meğerse hiç bi halt anlamamışım:) Artık ömrüm oldukça döner döner okurum. Kitaba haksızlık olacak ama bir paragrafı paylaşasım geldi:

“Babasının onu buz göstermeye götürdüğü o uzaklarda kalmış günden sonra, tek mutlu anları gümüşten ufacık balıklar yaptığı işlikte geçen zamanlardı. Sadeliğin üstünlüğünü, ayrıcalığını anlayabilmesi için otuz iki savaş çıkarması, ölümle bütün anlaşmalarını bozmasi, ün denilen pisliğe bir domuz gibi bulanmasi ve tam kırk yil yitirmesi gerekmişti.”

Yaşasın sade hayat ve az şekerli kahve!

Taraf, 14 Temmuz 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s