İnkar ile öfke arasında AKP

Gezi eylemleri başladığından beri Başbakan Erdoğan ve AKP’nin önde gelenleri inkar ile öfke arasında gidip geldi. Krizi yönetemedi, hatta daha da içinden çıkılmaz hale getirdi.

Psikiyatr Elizabeth Kübler-Ross’un 1960’lı yıllarda öleceğini öğrenen kanser hastalarıyla ilgilenirken geliştirdiği, ‘Yasın Beş Evresi’ diye bir hipotezi var.

Kübler-Ross’un ‘Ölüm ve Ölmek Üzerine’ adlı kitabında uzun uzun anlattığı hipoteze göre beş evre şöyle: İnkar, öfke, bunalım, pazarlık ve kabullenme. Anlayacağımız dilden bu evreleri, ‘Hayır, olamaz; Allah kahretsin; niye ben; yok mu gerçekten bir çaresi ve buraya kadarmış’ diye somutlaştırabiliriz.

Bu hipotez daha sonra yönetim guruları ve siyaset teorisyenlerince da cazip bulunup uyarlandı, geliştirildi. Şirketler ya da hükümetlerin de bir krizle karşılaştığında aşağı yukarı bu evrelerden geçtiği üzerine epey yazılıp çizildi.

Çıkan sonuç şu: Şirketler ve hükümetler ilk dört evreyi ne kadar soğukkanlı ve rasyonel biçimde atlatırsa, gerçekleri görüp uygun politika geliştirmeleri ve günün sonunda krizden zayıflayarak değil tam tersine güçlenerek çıkmaları mümkün.

Gezi eylemleri başladığından beri Başbakan Erdoğan ve AKP’nin önde gelenleri inkar ile öfke arasında gidip geldi. Krizi yönetemedi, hatta daha da içinden çıkılmaz hale getirdi.

Bugün gelinen noktada eli sopalılar, palalılar, hatta silahlılar polisine yardımcı, devletine bağlı hassas vatandaş, mağdur esnaf…

Ne olur olmaz diye sırt çantasında baret ve biber gazı taşıyan genç ‘terörist’, ekmek parası için gördüğü her kalabalığa -AKP’nin Kazlıçeşme mitingi dahil- bayrak yetiştiren seyyar satıcı örgüt üyesi…

Bırakın protesto özgürlüğünü kullanarak şiddete başvurmaksızın eylemlere katılanları alakasız biçimde kafede otururken, tazyikli sudan gazdan kaçarken, hatta karakola sığınmışken ‘tutuklanıveren’ insanlar var şu anda Türkiye’de.

Gezi Parkı’na sahip çıkan başlıca meslek örgütlerinden TMMOB’nin ‘Kanarya Sevenler Kulübü’ statüsüne indirgenmesi, Taksim Dayanışması’nın önde gelen isimlerinin saatlerce gözaltında tutulması… Ve daha neler neler.

Hep o inkar ve öfkenin sonuçları bunlar. Erdoğan ve AKP bu sarmaldan kurtulmadıkça Türkiye çözüm aşamasına geçemeyecek.

Screen Shot 2013-07-15 at 5.45.51 PM

Hani muhalefet?

Muhalefetin ağzı iyi laf yapıyor doğrusu. Erdoğan’ın, AKP’li bakanların hiçbir lafının altında kalmıyor, hatta üste bile çıkıyorlar zaman zaman.

Peki ama hadi bırakın halkın genelini, kendi tabanlarını, kendi seçmenlerini heyecanlandıran bir proje koyabiliyorlar mı ortaya?

Milli eğitimden dış politikaya, ekonomiden sağlığa onca eleştirdikleri iktidarın karşısında alternatif politika geliştirebiliyorlar mı?

CHP Kürt sorununu nasıl çözecek? Toplumsal kutuplaşmayı azlatmak için BDP’nin formülü ne? MHP bütçe açığını nasıl kapatacak? Duyan, bilen var mı aranızda?

Gezi direnişini AKP berbat yönetti de diğerleri iyi değerlendirebildi mi, doğru okuyabildi mi? AKP’nin cilası dökülürken, üç partiden hangisinin yıldızı parladı?

Erdoğan’ın, “Benim demokrasiden anladığım seçimdir” sözü demokratik kültür açısından eksik olabilir ama bir doğruluk payı da var elbette. İktidarı değiştirmenin tek yolu seçim ve muhalefetin boyu da sandıkta ölçülecek.

Müebbet muhalefete mahkumiyetten kurtulmak da ancak program, proje ve alternatif siyaset ortaya koymakla mümkün.

Aksi takdirde seçim gününün akşamı bahane üretirsiniz ancak.

Bizler inandık, siz de inanın’

 Camide içki içildi.

Türk bayrağı yakıldı.

Komiserimizi eylemciler öldürdü.

Gezi Parkı’ndaki çadırlarda türlü çeşitli ahlaksızlıklar yapıldı.

Faiz lobisinin işi…

Yahudi diyasporasının parmağı var…

Bu direniş falan değil, Ergenekon faaliyeti, darbe girişimi, AKP’yi Erdoğan’ı ‘yeme’ operayonu…”

 Ve son olarak, “CNN, Gezi Parkı olayları sırasındaki taraflı ve önyargılı yayınları nedeniyle Türk hükümetinden özür diledi.”

 Yok öyle bir şey. Yanlış bir resimaltı nedeniyle, ‘Kasıt yok, teknik bir hata’ beyanı var sadece. “Özür dilemedik ve dilemeyeceğiz” diye twit de attı CNN.

Screen Shot 2013-07-16 at 12.06.01 PM

 Ama ne gam! Dün AKP’ye yakın gazetelerden birinin Ankara temsilcisi, yazısını, “CNN Türkiye’den özür diledi” bitirmişti. Aynı gazetenin 1’nci sayfadaki haber spotunda, CNN’in ‘özür dilemediği’ belirtilmesine karşın üstelik…

 Gel de ‘Bizler inandık, siz de inanın’ diye bağırıp taraftarı coşturan amigoları hatırlama.

 Nerden aklıma geldiyse…

Yeterince büyük bir yalan söyleyip sürekli yinelerseniz, insanlar sonunda inanacaktır bu yalana. Yalanı gündemde tutmanın yolu, devletin halkı yalanın her tür siyasi, ekonomik ve/veya askeri sonuçlarından koruyup kollamasıdır. Bu yüzden, devletin vargücüyle muhalefeti bastırması gerekir. Çünkü gerçek, yalanın ezeli ve ebedi düşmanıdır. Dolayısıyla gerçek devletin de baş düşmanıdır.

İyi propaganda başarı getiren propagandadır. İstenen sonucu sağlamayan prapaganda kötü propagandadır. Propagandanın zekice yapılması şart değildir, aslolan başarı sağlamasıdır.

Joseph Göbbels

Taraf, 17 Temmuz 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s