İntikam tatlıdır, kilo da aldırmaz

Ergenekon ve benzeri davalar, mevcut siyasi iktidarın, demokrasiyi kendince pekiştirme çabasından ibaret. Ürkütücü nokta, o çabanın Erdoğan’ın şahsında ‘otoriter’ bir uç vermiş bulunması.

Bizde pek öyle olmamıştır maalesef. Her siyasi iktidar topyekün değil de kendince pekiştirmiştir demokrasiyi. AKP’nin bugün itibariyle gelip dayandığı nokta da farklı değil.

Ergenekon davası Türkiye’nin askeri vesayeti tasfiye etmeye yönelik davalarından biri olarak nitelendi başından beri. ‘Sivil’ destekli darbeci zihniyet yargılanıyordu ne de olsa.

‘Araçsal’ açıdan doğruydu bu niteleme. Evet, soruşturmadaki odak kaymaları, iddianamelerdeki zaaflar ve nihayet pazartesi günü açıklanan ‘torba’ kararlar adalet kavramını da toplum vicdanını de epeyce sarstı, yaraladı. Ancak şu pratik gerçeklik ortada: Ergenekon ve benzeri davalar tüm ‘günahlar’ına rağmen Türkiye’de ‘darbe planlama’yı ‘fikir jimnastiği’, ‘çeteciliği’ de ‘hobi’ olmaktan çıkardı.

Bu noktadan hareketle, önceki günkü kararlar ışığında Ergenekon davası özelinde araç fazlasıyla amaca hizmet etmiştir.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Sizi bilmem ama ben başından beri şunu savundum: Ergenekon davası ve benzerleri, Türkiye’de hukukun üstünlüğünü perçinlemek, insan haklarını güvenceye almak, demokrasiyi baki ve daim kılmak için başlatılmadı. Bu tespiti yapmak, benim açımdan yine başından beri bu davaları önemsememek anlamına gelmiyordu.

Tam tersine: Türkiye’nin askeri vesayet denen beladan, darbeci zihniyet denen illetten kurtulması için eşssiz bir fırsat olarak baktım o davalara. Soruşturmalar, Türkiye’nin demokratikleşmesine ciddi bir katkıda bulunabilirdi. Türkiye’de böyle soruşturmaların başlatılabilmesi bile demokrasinin geleceği açısından umut vericiydi çünkü.

Tüm bunlara rağmen ‘hayal’ görmenin de alemi yoktu. Çok daha basitti tüm o soruşturmaların çıkış noktası: AKP’nin siyasi bekasını geçmişte tehdit etmiş, gelecekte de tehdit edebilecek asker-sivil güç odaklarını ve destekçilerini cezalandırmak.

Hatta zaman içinde daha da işlevsel bir araç haline getirildi söz konusu davalar: ‘Darbeci zihniyet’i tasfiye ve ‘çeteler’le mücadele söyleminin sağladığı ‘meşruiyet’ zemininde ‘çıkış noktası’nın da ötesine geçilerek ‘toplumsal muhalefet’e gözdağı mekanizmasına dönüştürüldüler. En önemlisi, yasal düzenlemelerin de desteğiyle askeri vesayetin belinin kırılmasına vesile olurlarken, yeni bir sivil otoriterliğin vücut bulmasına da alet edildiler.

Bu noktadan hareketle de önceki günkü kararlar ışığında Ergenekon davası özelinde araç fazlasıyla amaca hizmet etmiştir.

Ergenekon ve benzeri davalar, mevcut siyasi iktidarın, demokrasiyi kendince pekiştirme çabasından ibaret. Ürkütücü nokta, o çabanın Başbakan Tayyip Erdoğan’ın şahsında ‘otoriter’ bir uç vermiş bulunması.

O yüzden de Ergenekon davasındaki kararlar ‘yüce adalet’e dair bir vecize değil de, Alfred Hitchcock’un şu lafını getirdi aklıma: “İntikam tatlıdır, üstelik kilo da aldırmaz.”

Duvar’ın ardı

Şaşırdım mı? Hayır. Az bile yaptı. Roger Waters bu. Sinyali Çınar Oskay’ın söyleşisinde vermişti zaten.

Soru: Konserde politik mesaj beklemeli miyiz sizden?

Yanıt: İşin kendisi politik.

Bir de ‘bize’ bir notum var. ‘Duvar’a kimlerin resminin yansıtılacağına Waters karar vermedi. ‘Biz’ verdik. Nereden mi biliyorum? Hem eskilerden hem aynı söyleşiden…

Soru: Konserde duvara Adnan Menderes, Uğur Mumcu ve Hrant Dink’in resimlerini yansıtacakmışsınız. Bu isimleri nasıl seçtiniz? Denge kurulmuş sanki…
Yanıt: Hayır, denge kurmadım. Siz karar verdiniz. İnternet sitemde insanlara soruyorum. ‘Fotoğraf ve kısa bir bilgi notuyla kaybettiğniz bir sevdiğinizi yazın’ diyorum.

Alakasız ama o kadar samimi, o kadar eğlenceli ki söyleşiden şu bölümü de aktarmazsam rahat edemem:

Soru: Söz yazarken Foucault, Camus, Nietzsche’den etkilendiniz mi? Şarkılarınızdaki felsefi göndermelerle ilgili akademik kitaplar var.

Yanıt: Hayır, inan hiçbir şey okumadım o yıllarda. Şimdi okuyorum.

Duvar’ın ardına ilişkin son not da şu olsun:

Aynı günlerde İstanbul’da..

“Bu konseri tüm dünyadaki devlet terörü kurbanlarına adıyorum. Sizi hep hatırlayacağız.” (Roger Waters)

Hep yeşili ve parkları savunan biri oldum. Bu konuda Sayın Başbakan’ın tarafında yer aldığımı söylemeliyim. Yıllar önce buraya geldiğimde İstanbul farklı bir şehirdi. Bu kadar ağaç ve yeşillik yoktu. Değişmiş. Demek ki pozitif şeyler de yapılabiliyor. (Yusuf İslam)

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dahası, Dünya, Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s