Yalnızlar koalisyonu

Davutoğlu Suriye’ye askeri müdahale çağrısında bulunurken hangi ‘gönüllüler koalisyonu’ndan, hangi irade ve güçten söz ediyor? ‘Değerli yalnızlık’ diye kodlanan tükenmişlik sendromundan kurtuluşun yolu ‘kocakarı ilaçları’ndan geçmese gerek.

Türkiye resmen ve alenen Suriye’ye doğrudan askeri müdahale yapılmasını isteyen bir ülke artık.

Davutoğlu’nun 22 Ağustos 2013 perşembe gecesi BBC’de söylediklerinden çıkan sonuç bu.

Suriye rejimiyle köprüleri attığından beri Türkiye’nin bir tür tedbir arayışına girdiği sır değil. Ancak doğrudan askeri müdahale çağrısında bulunmak yeni ve hayli ileri bir mevziye konumlanmak demek.

Anlaşılan o ki Ankara hafta başında Suriye’den gelen trajik görüntülerin elini güçlendirdiğini düşündü. Ve bu görüntüleri, Batı’yı askeri müdahaleye ikna amaçlı kullanmak üzere harekete geçti.

Yeri gelmişken: Söz konusu görüntülerin bir kimyasal silah saldırısının sonrasına ait olduğu ileri sürülüyor. Yaygın kanı, bu saldırıyı Suriye rejiminin gerçekleştirdiği yönünde. Ne var ki BM’den AFAD’a birçok örgüt ve Washington’dan Rusya’ya birçok başkent ortada gerçekten bir kimyasal silah saldırısı olduğundan da, saldırıyı kimin düzenlediğinden de emin değil.

Görüntüler gerçek, saldırı pekala kimyasal nitelikte ve rejim onaylı olabilir. Ancak kesin bir şey yok ortada. Ayrıca şu soru da yanıt bekliyor: İsyancılar karşısında kritik mevzi kayıpları, hatta stratejik yenilgiler yaşarken bile kimyasal silaha başvurmayan Esad rejimi kayıplarını telafi etmeye başladığı bir dönemde niye böyle bir saldırı düzenlesin? Üstelik de uzman BM ekibi Suriye’ye vardıktan iki gün sonra ve ekibin kaldığı Şam’a hayli yakın bir noktada…

Devamla… Yeni mevzisine bayrağı dikmiş yanına başka gönüllüler arayan Ankara’nın pozisyonu moral açıdan da, Türkiye’nin başına ne tür belalar sarabileceği bakımından da sorgulanmaya muhtaç. Ama daha basit, daha pratik bir soru var ortada: Kim yapacak o müdahaleyi?

Davutoğlu’nun BBC’ye söylediklerinden anlaşılan Ankara’nın ilk tercihinin BM Güvenlik Konseyi onaylı bir müdahele olduğu anlaşılıyor. Rusya ve Çin var; imkansız.

Davutoğlu’nun Bosna benzetmesi yaparak adını koymadığı ikinci tercih NATO operasyonu. Ne ABD ne AB o noktada; zor.

‘Suriye’nin Dostları’ mı? Öyle bir gücü yok, nafile.

Arap Birliği deseniz, umutsuz vaka.

Davutoğlu hangi ‘gönüllüler koalisyonu’ndan, hangi iradeden, hangi güçten söz ediyor o zaman? ‘Değerli yalnızlık’ diye kodlanan tükenmişlik sendromundan kurtuluşun yolu ‘kocakarı ilaçları’ndan geçmese gerek.

Rehber içeri, diktatör dışarı, game over

Mısır’da 1952’den bu yana rejimin gerçek sahibi olagelmiş ordu kısa süreli demokrasi flörtünün ardından statu quo ante’yi emin adımlarla tesis ediyor.

Müslüman Kardeşler’in ‘rehber’i Muhammed Bedii hapse atıldıktan bir gün sonra, devrik diktatör Hüsnü Mübarek’in hapisten çıkması talihin cilvesinden ibaret olmasa gerek.

Teşkilatın en mühim adamlarından, stratejistlerinden biri Bedii. Seyyid Kutub’la beraber hapis yatmışlığı vardı, çekirdekten yetişme Müslüman Kardeş. 2010’dan beri İhvan’ın Yüce Rehber’i ve şu iki yıllık kritik dönemde yol haritasını çizen başlıca isimlerden biri. Son olarak darbeye direnme kararı alınmasında da belirleyici rol oyadı. Kararı bizzat açıklayan da oydu.

Mübarek malum. Bir önceki apoletli firavun. Yolsuzluk ve cinayetten yargılanıyor ama tahliye edildi. Hastane sonrası, muhtemelen konforlu bir ev hapsi bekliyor Mübarek’i. En kötü ihtimal Suudi Arabistan’a atar kapağı.

BBC Mübarek’i götüren helikopterin görüntüsünü yayınlarken şöyle bir not iliştiriyordu habere: “Şu anda Mübarek dönemini mumla arayan Mısırlıların sayısı hiç de az değil.” Nereden nereye?

Kısacası rehber içeri, diktatör dışarı, game over. En azından şimdilik.

Hangi Erdoğan?

E4

Sonuç değil süreç

Sonuçtan ziyade çözüm odaklı bir dış politikamız var. Kıbrıs’ta çözüm süreci, Ermenistan’la normalleşme süreci, Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ve hala var mı bilmem ama ‘Komşu Ülkelerle Sıfır Sorun’ süreci..

Süreç çok da sonuç yok. Ordan geldi aklıma…

Çocuklarını artık sayamayan aile babasına demişler ki, “Bu kadar çok evladınız olduğuna göre çocukları çok seviyor olmalısınız.”

“Yoo” demiş adam, “Ben süreci seviyorum.”

Taraf, 25 Ağustos 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Suriye, Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s