Erdoğan, Joe Dalton gibi

Başta ABD bütün dünyanın güdeminde Suriye rejimine karşı caydırıcılık amaçlı bir cezalandırma operasyonu var. Gelgelelim hepi topu birkaç günlük bir operasyon yüzünden bile uykular kaçık iki haftadır. Etkisi tepkisi ne olur diye uzun uzadıya düşünüyorlar. Ölçüp biçiyorlar. Napar ederiz de en kısa sürede, mümkünse kimsenin burnu kanamadan bitiririz diye kafa patlatıyorlar. Erdoğan ise ne kadar gerekiyorsa o kadar sürecek bir savaş istiyor. Düpedüz rejim değişikliğinden söz ediyor. Esad düşene, çekilene kadar vurulmalı diyor.

Daltonlar nihayet Red Kit’i yakalamıştır. Hararetli bir tartışma başlar aralarında. Şimdi ne yapacaklardır. Joe Dalton sabırsızdır, atılır: Önce öldürelim, sonra tartışırız.

Başbakan Erdoğan da Beşar Esad’a karşı aynı duygular içinde nicedir.

Bakın dün ne demiş Suriye’ye karşı girişilmesi düşünülen askeri harekat için: “Bir Kosova olayını burda sergilemektir aslolan. 24 saatte uğra çekil bu olmaz. Kosova türü bir şey olduğu zaman orada rejim devam etmez artık.”

Başbakan konuşuyor ama kim, nasıl, hangi yetkiyle yapacak ‘Kosova türü bir şey’i Suriye’de, o tarafını söylemiyor. Çok daha önemli soru şu: Peki ya sonra ne olacak? O tarafına hiç girmiyor.

Başta ABD bütün dünyanın güdeminde Suriye rejimine karşı caydırıcılık amaçlı bir cezalandırma operasyonu var. Gelgelelim hepi topu birkaç günlük bir operasyon yüzünden bile uykular kaçık iki haftadır. Etkisi tepkisi ne olur diye uzun uzadıya düşünüyorlar. Ölçüp biçiyorlar. Napar ederiz de en kısa sürede, mümkünse kimsenin burnu kanamadan bitiririz diye kafa patlatıyorlar.

Erdoğan ise ne kadar gerekiyorsa o kadar sürecek bir savaş istiyor. Düpedüz rejim değişikliğinden söz ediyor. Esad düşene, çekilene kadar vurulmalı diyor.

Geçen yazıda, ‘Bodoslama savaşa’ derken kastettiğim tam da buydu. Başbakan cümle içinde kullanmış, sağolsun.

‘Sonra’ya dair tek söylenen, ‘Esad devrilsin, seçim yapılsın…’

Irak’ta, Afganistan’da seçim yapılana kadar neler oldu, hatırlıyoruz; seçim yapıldı da ne oldu, hep beraber görüyoruz.

Biraz sakin.

—————————————–

Tezkere meselesi değil demokrasi meselesi

Üç gün öncesine kadar bir Britanya başbakanının parlamentoyou askeri müdahale düzenlemeye ikna edemediği son tarih 1782’ydi. Milletvekillerinin çoğunlukla ‘Hayır’ oyu verdiği müdahale nereye yapılacaktı dersiniz? Britanya’ya karşı bağımsızlık savaşı yürüten Amerika’ya… ‘Yeter’ demişti İngiliz vekiller, artık kazanamayacakları anlaşılan bir savaşa nokta koyarken…

Ve üç gün önce, yani tam 231 yıl sonra, Avam Kamarası bir kez daha istediği savaş yetkisini vermedi başbakana. Bu kez Suriye’ye karşı… ‘Esad’ın kendi yurttaşlarına karşı kimyasal silah kullandığı kanıtlansa’, hatta, ‘BM Güvenlik Konseyi’nce onaylansa bile’ Britanya’nın olası bir askeri müdahaleye katılmasını istemiyorlardı çünkü. Ve son derece ‘özel bir ilişki’yle bağlı bulundukları ABD’ye sırt çevirme pahasına.

Ayrıntılar bir yana Britanya’da demokrasi işledi ve son sözü hükümet değil meclis söyledi.

Kıssadan hisse:

1 – Britanya bile bu yönde bir karar aldıysa, Türkiye’nin pozisyonunu bir kez daha düşünmesi gerekmez mi?

2 – Demek ki demokrasi sandıktan ibaret değilmiş.

Britanya parlamentosunun ‘demokrasinin belgesi’ niteliğindeki kararı Batı’dan, hatta demokrasiden umudunu kesen Başbabakan Erdoğan’ın yüreğine su serpecek (!) diye düşünmüştüm.

Oysa bakın ne demiş Erdoğan, “Tezkereye şu anda ihtiyacımız yok.”

Hiç ama hiç anlamamış demek ki. Mesele bir tezkere meselesi değil. Bir savaşa girip girmeme meselesi. Bir demokrasi meselesi.

———————————————-

ABD tek başına da kalsa vuracak

Britanya’nın ‘Ben yokum’ demesi ABD’nin Suriye’yi vurmaktan vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Daha önce birçok ‘solo’ harekat yaptı ABD. Panama, Granada, Lübnan, Somali, Libya, Afganistan ilk akla gelenler.

Göstermelik de olsa bir harekat düzenleyecek ABD. Obama kendi çizdiği ‘kırmızı çizgi’yi aştı artık, geri dönmesi zor. İnandırıcılık, caydırıcılık gereği göstermelik de olsa bir harekat düzenleyecek ABD.

Yoksa Beltway Kuşağı dışında, yani silah lobisi hariç, ABD’de de doğru dürüst destek yok ABD’de de yok müdahaleye. ‘Suriye vurulmalı’ diyenlerin oranı yüzde 10’u bile bulmuyor.

————————————-

Bak sen şu Haçlı’ya!

Onca Müslüman ülke aylardır, hatta yıllardır Suriye’ye askeri müdahale düzenlenmesine zemin hazırlıyor, çanak tutuyor. Hıristiyan ülkelere hemen her gün çağrıda bulunuyorlar. “Hadi ne duruyorsunuz, girelim yürüyelim, vuralım, kıralım” diyorlar.

İşin garibi o ki Hıristiyan ülkeler, son derece temkinli. Kılı kırk yarıyorlar. Vuracaklarsa bile vurup hemen çekilmenin planını yapıyorlar. Hatta Aslan Yürekli Richard’ın ülkesi Britanya sonunda, kılıcını kınına sokuyor, “Ben o kadarına bile yokum” diyor.

E hani Batılılar Ortadoğu’ya hala Haçlı zihniyetiyle yaklaşıyordu!

Ortadoğu matriksi

Geçen yazıda, matrak bir okur mektubundan esinlenerek çizilen bir ‘Ortadoğu’da kimin elin kimin cebinde’ grafiği paylaşmıştım. İş büyüdü. The Big Pharaoh adlı blogger, meseleyi ciddiye alıp iş edinerek temize çekmiş grafiği…

Chart

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Suriye, Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s