Sen misin Erdoğan’ı Joe Dalton’a benzeten…

Küçük bir kıyamet kopardı ‘Başbakan, Joe Dalton gibi’ başlıklı yazım.  Hakaret, tehdit, küfür gırla… Okumaya değer mesajların çoğunda ise şu soru saklıydı: “110 bin insan öldü, hala bir şey yapılmasın mı diyorsunuz?” Yok, öyle demiyorum… Bir şey yapmak için geç kalındı diyorum. Hem de çok geç. Ama ben bunu taa 2011’in başında, ölü sayısı henüz 70’ken, mülteci sayısı 0’ken ve Esad, Erdoğan için ‘eli kanlı katil, diktatör Esed’ değil, hala ‘kardeşim Esad’ken demişim. 

Erdoğan’ı bir mizah figürüne benzetmenin o kadar da ‘bedel’i olacak tabii…

Screen Shot 2013-09-03 at 3.12.02 PM

Küçük bir kıyamet kopardı ‘Başbakan, Joe Dalton gibi’ başlıklı yazım. Önünü arkasını, nasılını nedenini pek düşünmeden Beşar Esad’ı devirmeye soyunan Tayyip Erdoğan’ı, Red Kit‘i hazır yakalamışken bir an önce ve sorgusuz sualsiz öldürme niyetindeki Joe Dalton‘a benzetmiştim.

joe-dalton_85294230

Sen misin benzeten. Hakaret, tehdit, küfür gırla gitti. Hala gidiyor.

Yalnız bilin ki o mesajlar değil bana bu satırları mecburen yazdıran. Derdim başka. Okumaya değer mesajlardan çoğunda şu soru saklıydı: “110 bin insan öldü, hala bir şey yapılmasın mı diyorsunuz?”

Yok, öyle demiyorum… Bir şey yapmak için geç kalındı diyorum. Hem de çok geç. Ama ben bunu şimdi demiyorum…

İlk ne zaman mı demişim? Taa 2011’in başında, ölü sayısı bırakın on binleri henüz 70’ken, evet bin falan değil ‘sadece’ 70’ken; mülteci sayısı 2 milyon değil, 0’ken, yani ortada tek bir mülteci bile yokken ve Esad, Erdoğan için eli kanlı katil, diktatör Esed’ değil, hala ‘kardeşim Esad’ken demişim.

Screen Shot 2013-09-03 at 3.17.02 PM

Esad ve Erdoğan aileleri o kadar da eski olmayan güzel günlerde…

Okuyalım:

Babasından Ortadoğu’nun en sıkı diktatörlüğünü devraldı Esad 11 yıl önce. Hafız Esad’ın Suriye’si, azınlığın çoğunluğa hükmettiği bir polis devletiydi. Bugün de öyle.

Ortadoğu’da esen isyan rüzgârı, 10 gün kadar önce Suriye topraklarına da ulaştı. Günlerdir ezici çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Suriyeliler sokakta.

Ne istiyorlar peki? Siyasette söz hakkı istiyorlar. Despot rejimin değişmesini istiyorlar. ‘Muhaberat’ baskısının son bulmasını istiyorlar. Yolsuzluğun ve adam kayırmacılığın bitmesini istiyorlar. Sosyoekonomik koşullarının iyileştirilmesini istiyorlar. 


Çünkü Esad’ın bebek yüzü, eşinin Batılı duruşu yetmiyor halka, hatta batıyor. İsrail’e karşı dik duruş, direniş örgütlerine destek, Türkiye’yle gelişen ilişkiler de temize çıkaramıyor rejimi.

Peki istekleri karşılığında ne aldılar ‘lider’lerinden önceki gün? Hakaret. 
Böylece yalnızca gerçeklerden kopukluğunu ya da gerçekleri görmek istemediğini göstermedi Esad. Aynı zamanda başında durduğu otokratik Baas rejimini, bir reform süreci başlatarak insan haklarına saygılı bir demokratik düzene çevirme gibi bir iradesinin bulunmadığını da açıkça ortaya koydu.

Demek ki Suriye’yi ‘Arap baharı’nın dışında tutabileceğine inanıyor Esad. Konuşmasına bakılırsa, her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar direnecek; Bin Ali’nin, Mübarek’in değil, Kaddafi’nin izinden gidecek. 
Zaten işaretler de o yönde. İsyanın daha ikinci haftası dolmadan, ölü sayısı en az 70 olarak veriliyor. 
(Ancak) bekasını koruyabilmek için nereye kadar gidebileceğini 1982’de ‘Hama katliamı’yla dehşetengiz bir biçimde göstermiş bir rejimle karşı karşıyayız. Başka bir çağda yaşadığımız, Ortadoğu’da yepyeni bir konjonktür bulunduğu gibi gerçeklere pek aldırış etmeyebilecek bir rejim.” (Radikal, 2 Nisan 2011)

Devam edelim:

Suriye’deki dar tabanlı dikta rejiminin, geniş tabanlı bir demokrasiye dönüşmek gibi bir iradesi hiçbir zaman olmadı. Ne kurulduğu gün, ne 50 yıl sonra… Bu dönüşümün gerçekleşmesi, başından beri iç ve dış dinamiklerin etkisiyle rejimin değişmesine bağlıydı. Bugün de öyle.

Son bir ayın kanlı bilançosuna rağmen rejimin hâlâ bir marjı var. Daha dün bile muhaliflerin şemsiye örgütü, Beşşar Esad’a reform çağrısı yapıyordu. Gelgelelim rejim, isyan başladığından beri ortaya koyduğu icraatla, her geçen gün zaten zayıf bir temele oturttuğu meşruiyetini daha da aşındırıyor. 

Kuvvetle muhtemel ki Suriye, Tunus ve Mısır’la değil, Libya’yla bir anılacak. Esad, Zeynel Abidin Bin Ali ya da Hüsnü Mübarek’in değil, Kaddafi’nin yolunu izleyecek.

Bu yoldan dönülmesi için çaba harcayan başkentler arasında Ankara da var. Ancak AKP hükümeti, Baas rejimiyle geliştirdiği ilişkiler nedeniyle Mübarek’e karşı alır gibi göründüğü ‘ilkeli tavrı’ Esad’a karşı alamıyor (‘Alır gibi göründüğü’ diyorum çünkü, o tavır ahlaki bir duruştan ziyade, Mübarek rejimiyle hesaplaşmayı da öngören pragmatik bir siyasetin sonucuydu). Hatırlayalım; Erdoğan, Mübarek’e, ‘Çekil’ diye seslendiğinde Mısır’da kimsenin burnu kanamamıştı. Aynı Erdoğan, 450-500 kişinin sokak ortasında tankla tüfekle öldürülmesinden sorumlu Esad’a nazikçe uyarıda bulunmanın ötesine geçemiyor.

Tıpkı Kaddafi’nin Libya’sıyla olduğu gibi Esad’ın Suriye’siyle de mahcup bir ittifak halinde Erdoğan’ın Türkiye’si.

Oysa ölçüt, halkın taleplerine kulak tıkamaksa -ki Erdoğan öyle diyordu Mübarek’e- Esad da tıkıyor işte. Tıkamak ne demek, o sesleri boğuyor bütün dünyanın gözü önünde.

Hal böyle olunca sormak lazım, hani sizin dilinizden düşürmediğiniz ‘vicdan siyaseti’niz diye…” (Radikal, 29 Nisan 2011)

Son olarak şunu okuyalım:

“Suriye’de, Erdoğan’ın dediği gibi ‘yeni Hama’lar yaşanmaması’nın tek yolu var: Azınlık diktasının bir geciş sürecinin ardından çoğunluk yönetimine devredilmesi. Suriye’deki azınlık rejiminin önündeki tek çıkış yolu bu. Görebilirlerse tabii.

Türkiye’ye gelince… ‘Mahcup müttefik’ konumunu terk etmenin vakti geldi de geçiyor. Suriye rejimi ve başındaki Esad’ın savunulabilecek bir yanı yoktu, artık hiç yok.

Hem rejime ve dayandığı azınlığa, hem Türkiye-Suriye ilişkilerine hem de bölgeye yapılacak en büyük iyilik, Esad’ı bir geçiş sürecine zorlamak. Aksi takdirde, oluşacak enkazın altında Türkiye de kalır. (Radikal, 13 Mayıs 2011)

O günlerde bunları demişim. O yüzden bugünlerde atıp tutanlara şunu diyebilirim rahatlıkla: Bana martaval okumayın.

Taraf, 4 Eylül 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Suriye, Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s