Başbakanın ağzı dolu, eli boş!

Suriye’yi dünyaya entegre edeceğim derken dünya Suriye’nin üstüne çuvallansın diye uğraşan, askeri müdahalenin bayraktarlığını yapan bir hükümetimiz var. Dışişleri Bakanı, koalisyonlar kuruyor, başbakan, “Her türlüsüne varız” diyor. Hangi yetkiyle belirsiz. Kaldı ki ABD ya da Fransa gibi ‘uzay’da değil, Suriye’nin burnunun dibindeki bir ülkenin başbakanı olarak söylüyor bunu.

60-78-90

İngilizlerin, Amerikalıların ve hatta Fransızların yaptığını biz niye yapmıyoruz?

Niye ilk günden itibaren sürekli ve düzenli olarak kamuoyu anketleri düzenlenmiyor halkın Suriye’ye müdaheleye dair ne düşündüğünü ortaya koyacak? Niye medyada, özellikle de televizyon kanallarında ‘doğru dürüst’ tartışılmıyor konu? Ve en önemlisi de hükümet, neden Meclis gündemine getirmiyor meseleyi? Tam tersi soru da geçerli: Neden muhalefet partileri gece gündüz hükümetin ensesinde boza pişirmiyor?

Öyle ya, gazete manşetlerine bakıp aldanmayın sakın, bir boks karşılaşmasının ya da poker oyununun değil, basbayağı bir savaşın arefesindeyiz…

Suriye’yi dünyaya entegre edeceğim derken dünya Suriye’nin üstüne çuvallansın diye uğraşan, askeri müdahalenin bayraktarlığını yapan bir hükümetimiz var. Dışişleri Bakanı, koalisyonlar kuruyor, başbakan, “Her türlüsüne varız” diyor.

Hangi yetkiyle belirsiz. Mevcut tezkerenin hükümete böyle bir yetki vermediğini biliyoruz. O zaman?

Ayrıca ister blöf deyin, ister tehdit, ‘düşman’ bizi vuracağını söyleyince Erdoğan, ‘Biz daha beter vururuz’ demeye getiriyor. Kaldı ki ABD ya da Fransa gibi ‘uzay’da değil, Suriye’nin burnunun dibindeki bir ülkenin başbakanı olarak söylüyor bunu.

Erdoğan’ın G-20’den eli boş, hayalkırklığıyla döndüğü, söylediklerinden belli. Malum, ABD Kongresi onay verse bile 60-90 günlük bir harekata onay verecek. Erdoğan da, NATO’nun 78 günlük Sırbistan bombardımanına gönderme yapmıştı ya geçenlerde. Onu anlatmış anlata.

Oysa rakamların, sürenin hiçbir önemi yok. Önemli olan amaç. Ve G-20 toplantısında anlaşıldı ki başta ABD ve Fransa (geriye pek bir şey kalmıyor zaten) ‘müdahil’ ülkelerin amacı Suriye’de rejimi değiştirmek değil. Kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Esad rejimini cezalandırmak istiyorlar, caydırıcılık adına. O kadar.

Çok daha önemlisi olası bombardıman sonrasına ilişkin herhangi bir politik plan da yok ortada. Çünkü öyle bir stratejisi yok ne ABD ne Fransa’nın.

Türkiye’nin var mı?

Vakayi adiye

Hafta içinde Didim’de bir karikatür sergisi düzenlendi. 10 karikatürde de Erdoğan’ın Gezi eylemlerindeki tutumu eleştiriliyordu.

K1

K2

Murat-Ahmeti-Kosovo

k6

AKP ilçe teşkilatı yemedi içmedi, devlet büyüklerine hakaret ediliyor diye savcılığı göreve çağırdı. Savcılık durur mu hiç! Gün bitmeden kariktatürler savcılık kararı ve polis marifetiyle toplatıldı! Yetmedi, serginin organizatörü, karikatürist Mehmet Gölebatmaz’la Didim Gezi Platformu’nun üç üyesine, bir de karikatürlerin asıldığı panoların sahibi şirketin yetkilisine soruşturma açıldı, ifadeleri alındı.

Ve bu haber medyamızda bir dakikalık bülten, üç cümlelik haberle geçiştirildi… Sonra da unutuldu gitti.

Demek karikatür sergisi ‘basıp’ tüm ‘sorumlu’ları derdest etmek vakayi adiyeden sayılmaya başlamış, benim haberim yok.

Fark var!

Uludere’de 34 insan öldürüldü. Asker terörü karşısında tam siper oldular.

Gezi eylemlerinde beş insan öldürüldü. Polis terörüne gık demediler, hatta methiye düzdüler.

ODTÜ’de altı üste tatsız bir münakaşa çıktı, kimse fıske yemedi, kimsenin burnu kanamadı. Cumhurbaşkanından bakanına, başbakandan YÖK başkanına (atladıklarım kusura bakmasın!) hepsi ayağa kalktı.

Ayıptır.

Olimpik yalnızlık

Bir olimpiyat oyununu daha alamadık: Olsun, değerli yalnızlığımız var (Zaten hep Gezi’ciler yüzünden).

Ve olimpiyat oyunları Türkiye’de: Dünya ülkesi Türkiye.

Bezos’un üç Evet’i

ABD’nin çiçeği burnunda medya patronu Jeff Bezos, namı diğer Mr. Amazon, 250 milyon dolara satın aldığı The Washington Post’taydı hafta içinde. Editör ve muhabirlerle uzun uzun sohbet etti, vizyonunu anlattı, soruları yanıtladı.

0403_jeff-bezos-amazon_8001

The WaPo kendisine teklif edildiğinde şu soruları sormuş kendine Bezos: Bu gazete bir kurum mu? Geleceği var mı? Ben bir fark yaratabilir miyim? Üç soruya da ‘Evet’ yanıtı verince, ‘Tamam’ demiş.

Bizim medya patronları da üç soru soruyor biliyorsunuz: Gücüme güç katar mı? Başbakan’a ‘Hayır’ demek olur mu? Başka şansımız var mı?

Sohbette demiş ki Bezos, “Bu gazeteyi okumayı bir ‘günübirlik törensel alışkanlık’a çevirebilmek… başarımız buna bağlı.” Bunun da iki ana kuralı varmış Bezos’a göre. “1 numaralı kural asla sıkıcı olmamak.” İkinci kural da ‘asla yaşlanmamak’mış.

Ya satış? “Okur” demiş Bezos, “tek bir hikayeye para ödemez, ama bir pakete öder.”

Bezos ve The Washington’a kulak verin derim. En ‘eğlenceli’ ve ‘taze’ medya hikayelerinden birini yazıyorlar birlikte. Hele bizimkilerlerle beraber düşününce…

Taraf, 8 Eylül 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Suriye, Türkiye içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s