Yasak olsa da olmasa da

14 Ocak 2011’de “Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar, bir şey demiyoruz” diyerek kendine has hoşgörüsünü, yine kendine has bir dille ifade eden Başbakan Erdoğan, 28 Mayıs 2013’te fikri bir sıçramaya imza atarak, “İçecekseniz gidin evde için”
 deyivermişti ya, gereği yapıldı biliyorsunuz. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana ‘içkiyle mücadele’ adına en kapsamlı düzenleme geçen hafta yürürlüğe girdi. Peki yasaklar, önlemler ne kadar işe yaradı bugüne kadar? Ve evde içersek ne olur?

OECD verilerine göre Türkiye’de içki tüketimi son 30 yılda (1980-2010) yüzde geriledi. Peki ya içki tüketiminin giderek bir ‘mesele’ haline geldiği AKP iktidarında? Türlü çeşitli caydırıcı önlemlere rağmen sekiz yıllık AKP iktidarı boyunca Türkiye’de içki tüketimi azalmadı, tersine yükseldi!

Şöyle ki: Türkiye’de 2002 yılında kişi başına tüketilen saf alkol miktarı 1,4 litreydi. OECD’nin son ölçümü yaptığı 2010 yılında ise söz konusu miktar 1,5 litre olarak kaydedildi.

Tüm dünyada tüketici piyasalarını araştıran Euromonitor’ın bulguları da OECD raporuyla aynı sonuca işaret ediyor. Hesabını içilen içki miktarı üzerinden yapan kuruluşa göre 2005 ile 2010 arasında Türkiye’de kişi başına içki tüketimi 18,3 litreden 20,5 litreye yükseldi. Euromonitor’un tahminleri 2011 ve 2012′de Türkiye’de içki tüketiminin daha da arttığı yönünde.

2013 ve sonrasını hep birlikte bekleyip görelim.

Peki söz dinleyip Erdoğan’ın dediği gibi evde içsek ne olur? Kısa yanıt şu: İran olur! Bugün ‘evde’ en fazla içilen Müslüman ülke İran. Aynı İran, en fazla içki tüketilen üçüncü Müslüman ülke aynı zamanda…
Türkiye yılda 1,5 litreyle OECD üyeleri arasında öteden beri en az içki tüketen ülke. Ancak içki tüketiminde Türkiye’yi fersah fersah geride bırakanlar yalnız OECD ülkeleri değil. En ilginci şu ki son dönem içki şirketlerinin gözünü kamaştıran artış Müslüman ülkelerde.
Bu artış da yasakların işe yaramadığının da bir göstergesi. Çünkü söz konusu ülkelerin bazılarında içki topyekün yasak, bazılarında ancak istisnai durumlarda serbest.

Euromonitor’un araştırmasına göre 2005-2010 döneminde Müslümanların çoğunlukta olduğu Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde içki tüketimi yüzde 25 artarak 11,7 milyar litreden 15,2 milyar litreye çıktı. The Economist’in çeşiti kaynaklardan derleyerek elde ettiği bulgu daha da çarpıcı: Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde 2001 ile 2011 arasında içki tüketimi tam tamına yüzde 72 oranında arttı. Aynı dönemde dünyanın geri kalanındaki artış oranı yüzde 30.

İslam coğrafyasında en çok içki tüketilen ülke Lübnan: Yılda 2,3 litre (saf alkol miktarı olarak). Lübnanlıları 1,9 litreyle Türkler izliyor (The Economist’in bulgusu OECD’den de yüksek).

Üçüncü ülke ‘sürpriz’: İran. Alkol tamamen yasak olduğu için ev yapımı içkilerin bolca tüketildiği ülkede yıllık oran 1,2 litre. Sonra 0,6 litreyle Endonezya, 0,4 litreyle Mısır geliyor. Listenin sonunda ise 0,1 litreyle Pakistan var.
Yani içen içiyor, hatta dışarıda yasak olunca evde daha çok içiyor!

Başbakanının bakanı

Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi eylemlerinde ölenler için, “Bir kişi, iki kişi, üç kişi, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor…” dedikten, diyebildikten sonra, AB Bakanı Egemen Bağış, “Suriye’de 100 bin kişinin hayatını kaybetttiği olaylarla kıyaslarsanız devede kulak” demiş, diyebilmiş, çok mu.

Az bile söylemiş başbakanının bakanı.

AB kimin umrunda?

12 Eylül, Türkiye’nin AB yolculuğunu başlatan Ankara Anlaşması’nın da yıldönümüydü. Hükümetin pek umru olmadı. Bundan yaklaşık 20 gün sonra, 3 Ekim’de ise Türkiye AB’yle tam üyelik müzakerelerine başlayalı sekiz yıl geride kalacak. Muhtemelen hükümetin yine umru olmayacak.

Lafı uzatmanın anlamı yok: Türkiye’yle aynı tarihte üyelik müzakerelerine başlayan Hırvatistan geçen temmuz ayında AB’nin 28’nci üyesi oldu. Türkiye hala fasıl edebiyatında. Bu gidişle bir ‘İlerleme Raporu’nu daha atarız çöpe gider.

Şaşırtıcı mı? Hiç değil. Siyasi irade olmadıktan sonra. Şöyle bir düşünün, başbakanın ağzından en son ne zaman, tercihen hayırlı bir AB lafı duydunuz? Ya da dışişleri bakanının. Diyeceksiniz ki AB bakanımız, başmüzakerecimiz var ya, o ne güne duruyor. Haklısınız.

Cenaze ve düğün

Ahmet Atakan’ın ölüm haberleriyle ekonomideki yüzde 4,4’lük büyüme haberleri aynı gün çıktı gazetelerde.

Demokrasi tabuta girerken ekonomi canlanmıştı yani. Ne mutlu size!

Taraf, 15 Eylül 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s