Ucu dokununca

Arınç, başbakanın zihniyetinden mi rahatsız? Hayır. Partinin, hükümetin, ülkenin idare biçimine mi itiraz ediyor? Yoo. Tam gaz giden toplum mühendisliğine mi kafa tutuyor? Hiç değil. Arınç’ın derdi itibarı… Arınç’ın tavrı bana, Türkiye’de basın özgürlüğünün iğdiş edildiğini, işin ucu kendine dokunup köşesinden, koltuğundan olunca anlayan kimi kalem erbabını hatırlatıyor.

Erdoğan, Arınç’ın gönlünü mü alır? Yoksa Arınç, Erdoğan’a istifasını mı verir?

Ne olacaksa olur. Benim takıldığım nokta başka.

Nedir Arınç’ın derdi?

Başbakanın zihniyetinden mi rahatsız? Hayır.
“Biz dava arkadaşıyız” diyen Arınç.
“Kader birliği yapıyoruz” diyen de Arınç.

Partinin, hükümetin, ülkenin idare biçimine mi itiraz ediyor? Yoo.
“Başbakan çok önemli meziyetlere sahip bir insan, çok güçlü bir siyasetçi” diyen Arınç.
“(Başbakan) büyük bir halk kahramanı” diyen de Arınç.

Tam gaz giden toplum mühendisliğine mi kafa tutuyor? Hiç değil.
“Başbakanımızın çocuklarımızın üzerinden söylemek istedikleri doğru ve katılıyorum” diyen Arınç.
“Bence de çok doğru olan düşüncelerini başbakan açıklamalı” diyen de Arınç.

Eee, nedir estirilen bu fırtına o zaman?

İyi okuyun ya da dinleyin Arınç’ın söylediklerini.

Ne diyor?

“Benim yıpranmamam, hiçe sayılmamam lazım” diyor.
Muhalefet vekilllerinin bile saygınlığını kazanmış bir bakan olduğunu anlatıyor.
“Ben itibarımın, kişiliğimin yıpratılmasını istemem. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem” diyor.

Yani… Arınç’ın derdi, şahsi itibarı. Belli ki onca zaman ve emek harcayarak kazandığını düşündüğü saygınlığına giderayak bir halel gelmesin istiyor.

Parti tabanında, mecliste muteber biri olabilir Arınç. Kaldı ki bir insanın saygınlığını önemsemesi de elbette takdire şayandır.

İyi güzel de idamdı, kürtajdı, içkiydi hepsi ve her şey bir yana, başbakan Gezi eylemlerinde öldürülen gençler için, “Bir kişi, iki kişi, üç kişi, dört kişi polise direnirken ölüyor…” dediğinde gık demeyeceksiniz, ama altı üstü ‘ofsayt’a düşürüldünüz diye itibarınız uğruna tv’ye çıkıp dakikalarca konuşacak da konuşacaksınız…

Benin takıldığım bu. Tıpkı, o lafı edebilmiş bir başbakanın artık her türlü lafı edebileceğinin hala anlaşılamamasına takıldığım gibi. Anlaşılamadığını nerden çıkararıyorsun derseniz, ‘kızlı erkekli’ laflar karşısındaki şaşkınlık ifadelerinden derim.

Neyse… Asıl diyeceğim o ki kimse kusura bakmasın ama Arınç’ın tavrı bana, Türkiye’de basın özgürlüğünün iğdiş edildiğini, işin ucu kendine dokunup köşesinden, koltuğundan olunca anlayan kimi kalem erbabını hatırlatıyor.

O kadar.

Sıradaki…

Türkiyeli gazeteci – Efendim, valilikler denetlerken nasıl bir yetkisi var bu (kızlı erkekli kalındığı öne öne sürülen, e.g.) evlerle ilgili olarak? (…) Kişilerin özel evleri bunlar…
Erdoğan – Kişilerin özel müstakil evlerinde, bir farklı kız bir farklı erkek aynı evde kalması nasıl doğru olabilir? Siz kızınıza, oğlunuza böyle bir şeyi hoşgörüyle karşılayabilir misiniz?

– Konu ben değilim efendim.

Yok, yani yarın anne olduğunuz zaman, ya da annesinizdir bilmiyorum, çocuğunuzla ilgili böyle bir şeyi uygun buluyorsanız hayırlı olsun. Ama biz bu konuda gerekli yasal düzenlemeyi yaparız.


Finlandiyalı gazeteci – Türkiye’de son zamanlarda artan bir rahatsızlık var bazı kesimlerde. Siz ve hükümetiniz özel hayata müdahale ediyor. En son örnek kız erkek öğrencilerin özel evde kalması. Buna neden gerek görüyorsunuz?”
Erdoğan – Değerli arkadaşımı birileri görevlendirmiş herhalde, öyle anlıyorum…

İsveçli gazeteci – Türkiye’nin Suriye sınırında cihatçı grupların sayısının artması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Erdoğan – Önce bunu sormam lazım. Böyle bir grup mu varmış? Ellerindeki belgeler nedir?

Sıradaki gelsin…

Sıfır noktası

Hatırlar mısınız geçen ay Azerbaycan’da devlet başkanlığı ‘seçim’i yapılmıştı. Aliyev oyların bilmem kaçını alıp yeniden ‘seçilmişti.’

Gül, Erdoğan ve Davutoğlu yarışırcasına Aliyev’i tebrik kuyrğuna girmişti. Bizim saftirik medya da ertesi gün ‘Aliyev’in seçim zaferi’ gibisinden manşetler atmıştı.

O ‘seçim’ günü, doğru dürüst sandık gözlemciliği yapan tek örgüt, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’ydi. Ofis, sonuç raporunu yayınladı iki üç gün önce.

1151 oy kullanma merkezindeki gözlemlerin sonucu: Oy kullanımı ve sayımında sistematik usulsüzlük yapıldı. Elde haddinden fazla kanıt var. Oy kullanımı problemli, oy sayımı faciaydı. Bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde böylesine kötü bir oy sayımına rastlamadık.

İşte kutlanan, zafer denen ‘seçim’ böyle bir ‘seçim.’

Sıfıra sıfır, elde var Azerbaycan diyorlarsa o başka tabii..

Taraf, 10 Kasım 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s