Erdoğan-Arınç halleşti, olan Martin Luther King’e oldu

Arınç, başbakanla arasında ‘şahsiyet meselesi’ haline getirdiği, medyanın da olmayacak yerlere çektiği ‘kızlı-erkekli’ polemik için, “Sayın başbakanla kendi aramızda gayet güzel konuştuk ve karar verdik. Martin Luther King’in ‘Benim bir rüyam var’ sözü vardı. Bizim de yeni Türkiye için böyle rüyalarımız var” demiş. Aralarında hallettiler işte. Olan arada Martin Luther King’e oldu, ona üzülüyorum. 

Arınç:Meclis başkanlığı yapmışım, demokrasi yolunda gençliğimi, ailemi, siyasi hayatımı feda etmişim, ben çok şeyi temsil ediyorum. Benim yıpranmamam, hiçe sayılmamam lazım. Başbakanımız buna dikkat eder. Başbakan’ı 24 saat takip ederim ben. Onun da böyle bir görevi olmalı, Hükümet sözcüsünü açmaza düşürmemeli. Buradaki konuşmasıyla biz eleştirilerin odağında olduk. Ben itibarımın, kişiliğimin yıpratılmasını istemem. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem. Başbakanımıza dost, kardeş olarak seslenmek isterim, ikimizin sözleri arasındaki çelişkiyi düzeltmesi kendisinden beklenir. Hükümet sözcüsü olarak açıklamam ile kendisinin başbakan olarak açıklaması arasında apaçık bir çelişki vardır. Bu çelişkinin sorumlusu ben değilim. Bu çelişkiyi en güzel şekilde izah etmesi dün bugün ve yarın kendisinden beklenir.”

Medya: Şahsiyet ayaklanması… Arınç’ın istifası cebinde… AKP bölünüyor… Kriz derin… AKP tarihinin en önemli çatlağı… Arınç’a yakın şu kadar, yok bu kadar milletvekili var… AKP kaynıyor… Arınç Gül’le bir olup parti kuracak… Erdoğan zor durumda…

Erdoğan: “Aramızda konuşur hallederiz. Düşmanları sevindirmeyelim.”

Arınç: Bugün belki karşınızda farklı bir hükümet sözcüsü görmeyi umut ediyordunuz ama ben yine karşınızdayım. Benim hiçbir sözüm, hiçbir eylemim hükümetime, başbakanıma zarar vermemeli. Ben kendi fikirlerimi ifade ederim ama bunların başbakanı, hükümeti yıpratacak noktaya gelmesine izin vermem. Gerekli her şeyi konuştuk. Biz aramızda her sorunu gerçekten çözen ve bu yola böyle devam eden insanlarız. Partimize, hükümetimize zarar verecek bir sözün sahibiysek kendimizi feda ederiz. Sayın başbakanla bu konuyu kendi aramızda gayet güzel konuştuk ve karar verdik. Martin Luther King’in ‘Benim bir rüyam var’ sözü vardı. Bizim de yeni Türkiye için böyle rüyalarımız var. Büyük tabloya bakın.”

Aralarında hallettiler işte.

Ne bekliyordunuz ki?

Olan arada Martin Luther King’e oldu, ona üzülüyorum.

Gezi’yle onur duymak

Geziciler içirde tu kaka ama dışarıda medarı iftiharımz. İlk AB Bakanı Egemen Bağış çevirmişti bu numarayı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da havasından mı suyundan mı bilinmez Washington D.C.’de şöyle konuşmuş: “Türkiye’deki gösteri yapma hakkını, örneğin Gezi Parkı (protestolarını), sadece Avrupa’daki ülkelerle karşılaştırabilirsiniz, Ortadoğu ülkeleriyle değil. Eğer yanlışlar varsa da bunlar kanunlar çerçevesinde ele alınır ama kimse Türkiye’yi basın özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün, adil ve özgür seçimlerin olmadığı ülkelerle karşılaştıramaz. Türkiye’deki bu gösterilerin, Avrupa’daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz.”

Ölen altı genç, binlerce yaralı, yüzlerce sakat, Berkin Elvan… Ölçüsüz polis şiddeti, gözaltılar, süren davalar… Utanç verici görüntüler… Medyadaki sansür, yalan rüzgarı… Başbakanın hala daha her fırsatta kullandığı aşağılayıcı dil…

Tüm bunlar o onur tablosunun neresine düşüyor acaba?

NOT: Davutoğlu, akşam saatlerinde Twitter’dan, “Gezi’den onur duyuyorum” demedim minvalinde bir açıklama yaptı. hurriyet.com.tr, Tolga Tanış imzalı haberi şöyle sunmuştu:

Screen Shot 2013-11-19 at 22.29.12

Screen Shot 2013-11-19 at 22.30.13

Önce göbekten bağlar sonra boğarız

Ara sıra bizde de çıkıyor sağda solda haberi. Türkiye KKTC’ye su götürmek için bir proje yürütüyor. Denize döşenecek boru hattıyla içme ve sulama amaçlı su taşınacak Kuzey Kıbrıs’a. Epey mesafe kat edildi. 2014 baharında faaliyet geçmesi bekleniyor ilk etabın.

Projenin KKTC’yi ihya edeceğini savunanlar da mevcut, ekolojik sistemi mahvedeceğini öne sürenler de.

Fakat dün Gazete360’ta okuduğum bir habere  göre işin içinde iş varmış. Daha derin, daha stratejik durumlar söz konusuymuş!

Projeye ilişkin olarak MGK’da değerlendirilen raporda şöyle deniyor: “Makarios’un ‘Adanın Türkiye’ye bağlanmasına 
asla izin vermem’ ifadesinden yaklaşık 50 yıl sonra, Türkiye’den bir bağlantıyla su temini 
sağlanmış olacaktır. Böylece, 40 yıllık geçmişi olan ve sloganlaşmış bir fikrin yaşam bulmasının 
sağlanmış olacağı düşünülmektedir…”

Buradaki fikir, ‘Kıbrıs Türk’tür Türk kalacak’ olsa gerek… Zaten, proje için Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da geçenlerde, “Bu projeyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni göbeğimizden Anavatan’a bağlayacağız” diyordu geçenlerde. Bir bildiği varmış.

O kadarla kalsa iyi. Raporda daha iddialı bir hedef de var. Aynen şöyle ifade ediliyor: “KKTC Su Temin Projesi’nin ‘Birleşik Kıbrıs’ fikrini sona erdirecek bir proje olduğu değerlendirmelerinin gündeme gelebileceği kıymetlendirilmektir.”

Kısacası, önce Kıbrıslı Türklerin fikrini sormadan KKTC’yi göbekten bağlıyoruz. Sonra da sadece Kıbrıslı Türkler, Rumlar değil dünya alem ne der hiç kale almadan ‘Birleşik Kıbrıs’ı boğuyoruz.

Başarılarınızın devamı…

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Kıbrıs, Türkiye, Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s