Örnek ülke Bahreyn!

Bahreyn rejimi, on yıllardır yönetimden dışladığı, sistematik ayrımcılığa tabi tuttuğu, dengelemek için Sünni nüfus ithal ettiği Şii çoğunluğa Arap Baharı’ndan bu yana nefes aldırmıyor. Kendi gücü yetmediği için iki buçuk yıldır Suudi işgal birliklerini de misafir ediyor. Meğer bütün bunlar mezhepsel ve etnik barış içinmiş. Meğer Bahreyn örnek ülkeymiş. Davutoğlu öyle diyor!

Meğer bütün bunlar etnik ve mezhepsel barış uğrunaymış.

Davutoğlu keşke daha önce yapsaymış bu saptamayı da Bahreyn için boşuna üzülmeseymişiz…önce Bahreyn rejimi, sonra da hamisi Suudi Arabistan

Örnek ülke Bahreyn!

Dışişleri Bakanı Davutoğlu önceki gün Bahreyn’deydi.

Şöyle demiş: “Bahreyn mezhepsel ve ve etnik barışa örnek teşkil eden bir ülke.” Başka şeyler de söylemiş Bahreyn rejimine methiye babında ama en çarpıcısı bu.

Ben en son baktığımda Bahreyn şöyle bir ülkeydi:

Bahreyn’de nüfusun yüzde 70’i Şii ama iktidar Sünnilerde. Tek sorun, Şiilerin oldum olası yönetimden dışlanması değil, sistematik ayrımcılığa tabi tutulması; demografik dengeyi değiştirmek için ülkeye Sünni ülkelerden nüfus ve ucuz işgücü aktarılması.

Bahreyn’in tarihi, Şii çoğunluğun anayasal ve parlamenter rejim taleplerini emirliğin türlü çeşitli yöntemlerle uyutmasının tarihidir. Bahreyn’deki iktidar mücadelesine, salt bir Sünni-Şii çatışması diye bakmak yanıltıcı olur.

Elbette belirgin bir mezhepsel nitelik taşıyor bu mücadele ama aslen, Şiiler açısından kökü ta 1793’e kadar uzanan bir hak arayışı söz konusu. Rejim, en büyük dış desteği hep Suudi Arabistan’dan görmüştür.

Nitekim… ‘Arap Baharı’ Bahreyn’e de uğradı 2011 başında. Şiiler hak ve özgürlükleri için sokağa döküldü. Öyle taşla sopayla tüfekle de değil, gayet barışçıl yollardan. Rejim önce kendi imkanlarıyla çullandı göstericilerin üstüne. Baktı yetmiyor, Körfez İşbirliği Konseyi’ne (Suudi Arabistan diye okuyun siz) işgal davetiyesi gönderdi.

Ve 14 Mart 2011 sabahı Suudi Arabistan ve diğer Körfez şeyhliklerinin askerleri güpegündüz, tüm dünyanın gözü önünde, tıpış tıpış Bahreyn’e girdi. Türkiye dahil kimsenin gıkı çıkmadı, hala da çıkmıyor.

Bahreyn o gün bugündür fiilen işgal altında…

Meğer bütün bunlar etnik ve mezhepsel barış uğrunaymış.

Davutoğlu keşke daha önce yapsaymış bu saptamayı da Bahreyn için boşuna üzülmeseymişiz…

Meraklısı için İnsan Hakları Örgütü’nün son raporunda Bahreyn’den bol bol ‘mezhepsel ve etnik barış’ manzaraları var!
Bahreyn’le ilgili daha tarihi bir perspektif için bir de kitap önerisi: Reaching for Power/The Shia’a in the Modern Arab World, Yitzak Nakash, Princeton University Press, 2006

Bu kez olacak gibi

Kötümserler hemen 2004’ü hatırlayabilir. O zaman da Batı ve İran mutabakata varmıştı ama bir yıl sonra başa dönülmüştü diyebilirler.
Ya da Riyad ve Kudüs’ten koparılan, muhtemelen daha da koparılacak yaygaraya bakıp yeni mutabakata fazla uzun ömür biçmeyebilirler.

Ama İran ile BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi beş ülke ve Almanya (P+1) arasında hafta sonu kotarılan mutakabakat bugüne kadarkilerin en sağlam değil yalnızca. Uygulanma ihtimali de hayli yüksek.

Mutabakat, İran’ın nükleer enerji programını bütünüyle barışçıl bir nitelik ve kapasama çekmesi, dahası söz konusu program ve ilgili tesislerini Uluslar arası rutin denetime açmasını, buna karşılık Batı’nın da İran’a uyguladığı tecrit ve yaptırımı hafifletmesini öngörüyor.

Mutabakat sağlam, çünkü en önemlisi ABD İsrail ve Yahudi lobisine rağmen sıkı duruyor. İkincisi Rusya ve Çin’in de işin içinde. Üçüncüsü de İran’ın gerçek gücü Ali Hamaney’in onayı var.

Uygulanabilirlik açısından bakıldığında, İran’ın dünyayla ilişkilerinin normalleşmesi açısından bir ilk adım bu. Ayrıca aşamalı olarak 6-7 milyar dolarlık bir rahatlama söz konusu. Bu bile başlı başına etkili bir ‘barış rantı’ sayılır, nakit sıkıntısı çeken İran için.
Batı açısından ise ‘nükleer İran’ kabusunun en azından ötelenmesi, nereye varacağı bilinmez bir askeri müdahale olasılığının ortadan kalkması demek bu mutakabat.

Şimdi tek mesele İsrail ve Suudi Arabistan’ı da aynı trene bindirmek…

İmza

Redhack soruşturmasında gözaltına alınıp salıverilen Barış Atay:

“İçerideki kişiler Barış Atay’dan daha değersiz değil. İktidar insanları canlarının istediği gibi gözaltına alıyorsa, bunlar şimdiye kadar Reyhanlı’da, Roboski’de, Hopa’da, Armutlu’da, Gazi’de, Gezi’de doğru dürüst haber yapılmadığı için oluyor.

İnsanları hiçbir delil göstermeden içeri alıyorlar. Ne olacağı belli olmayan davalarla tutsak ediyorlar. Bu ülkede medya patronları biat etmeseydi, bunlar olmazdı. Gerçekleri yazan kimse yok. Nasıl bırakıldığımızı sorarsanız, bu ülkede tecavüz ve uyuşturucu madde kullananlar dışında kimse serbest bırakılmıyor.”

Sizin çalıştığınız medya patronlarının basiretsizliği olmasa, bu işler bu raddeye gelmezdi.”

Altına imza atılacak açıklama diye buna denir.

Taraf, 27 Kasım 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s