Aman Bağdat’takiler duymasın!

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle “Türkiye tarihinin en kapsamlı enerji anlaşması”na imza atıldı ama nedense sessiz sedasız… Aynı gün Irak hükümetinin Ankara’ya, “Bu anlaşma yürürlüğe girerse ikili ilişkilerimiz ciddi hasar görecek” mesajını iletmesi boşuna değil…

Başbakan Tayyip Erdoğan ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Mesud Barzani’nin Diyarbakır buluşması, nedense, daha ziyade Türkiye’deki ‘çözüm süreci’ bağlamında değerlendirildi. Bir başka, belki daha da önemli bir bağlam gözden kaçtı. Ankara ile Erbil arasındaki ‘enerjik işbirliği süreci’nin bir nevi taçlandırılması, imzalanması beklenen anlaşmaların ‘erken kutlama töreni’ydi o buluşma.
KBY’nin öteden beri Kerkük başta olmak üzere Kuzey Irak’ın petrol ve doğalgazı en güvenli ve en karlı biçimde ihraç etmek istediği sır değil. Türkiye’nin aynı saiklerle petrol ve doğalgaza ihtiyaç duyduğu, ayrıca özellikle ‘Rus tekeli’ni kırmak için tedarikçi çeşitliliği peşinde koştuğu da.

Bu ticari alışverişin, Türkiye ile Irak Kürdistanı arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri de geliştirmesi bir yana zaman içinde stratejik bir ortaklığa evrilmesi de mümkün. Dolayısıyla her iki taraf açısından rasyonel ve potansiyeli yüksek bir işbirliği söz konusu.

Nitekim uluslararası haber ajansı Reuters’in önceki gece geçtiği özel haber, söz konusu sürecin, artık iyice somuta bindiğini ortaya koyuyordu. Habere göre Türkiye ile KBY arasında çarşamba günü milyarlarca dolarlık bir anlaşmalar paketi imzalandı Ankara’da (Böylece KBY Başbakanı Neçirvan Barzani‘nin Ankara ziyaretinin sebebi hikmeti de anlaşılmış oluyor). Öyle sıradan bir anlaşmadan bahsetmiyoruz; sürecin içindeki bir isim, Reuters’e, “Bu, Türkiye tarihinin en kapsamlı enerji anlaşması” demiş.

İyi güzel de, neden taraflar anlaşmayı alayı valayla ilan etmiyor ve medyada çarşaf çarşaf okumuyoruz olup bitenleri? İşin püf noktası da burası zaten…

Şöyle bir sorun var: Bütün bu süreç, Irak hükümetinin, yani merkezi idarenin rızası ve onayı dışında, daha doğrusu hilafına yürütülüyor. Nitekim, söz konusu paketin imzalandığı gün uluslararası ajanslar Bağdat mahreçli bir haber geçti. Irak hükümeti, tam da KBY ile yürüttüğü ‘enerjik işbirliği süreci’nden ötürü Ankara’yı uyarıyordu.

Dışişlerine çağrılan Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ne verilen mesaj şuydu: “Irak hükümeti, Türkiye ile KBY arasında boru hattı anlaşması imzlanmasına şiddetle karşıdır. O anlaşma imzalanırsa ikili ilişkilerimiz ciddi hasar görecek.”

Bilen bilir, bu diplomatik ifadenin çağrıştırdığı tehdit, son derece geniş kapsamlıdır. Başlangıç olarak, Irak hükümetinin Ankara’da imzalanan anlaşmayı tanımadığını bildirip ‘gayriyasal’ ilan etmesi an meselesi. Devamı Allah kerim..

Bağdat yönetiminin fiilen paketin uygulanmasını engellemesi kolay değil. Ancak merkezi hükümetin dahil olmadığı bir anlaşmanın sürekli diken üstünde kalacağı da bir gerçek. Tabii bu anlaşmanın Bağdat’ın gerek Erbil’le gerekse Ankara’yla ilişkilerinde sürgit bir gerginlik unsuru olarak varlığını koruyacağı da.

Gelinen nokta gösteriyor ki Türkiye ve KBY, imzaladıkları anlaşmanın getirisini, Bağdat’la ilişkilerdeki götürüsüne tercih ediyor. Görünen bir başka gerçek, her iki tarafın bugüne kadar Bağdat yönetimini de anlaşmanın o ya da bu şekilde tarafı kılma yönündeki çabalarının boşa çıktığı.

Anlaşmaların neredeyse gizlice imzalanmasından, tarafların bir şovdan kaçınmasından, bu çabaların önümüzdeki dönemde süreceği anlaşılıyor. Ancak sonuç alma ihtimali pek de yüksek görünmüyor.

Ankara ile Bağdat arasındaki inişli çıkışlı ilişkiler bundan böyle büyük ölçüde o ihtimal dahilinde seyredecek.

Dört ayak üstüne

P+1 ile İran arasında kotarılan anlaşma, Ankara’yı teğet geçti belki ama İran’ın Batı’yla ilişkilerinin normalleşmesinden karlı çıkacak ülkelerin başında Türkiye gelebilir.
Türkiye uzunca bir süre İran ile Batı arasında sıkışıp durdu. Batı’ın tecrit politikası, Türkiye’nin İran’la ilişkilerini de ipotek altına aldı. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik potansiyel hep güdük kaldı.

Ankara yakın geçmiyte o ipoteği kaldırma yolunda adımlar attıysa da pek sonuç alamadı. Son nükleer arabulucuk girişimi de boşa gidince havlu attı Türkiye. Hatta, Batı’nın öncelikle ‘İran tehdidi’ne karşı geliştirdiği füze kalkanı sistemine de dahil oldu.

Yeni konjonktür, Türkiye-İran ilişkilerini rahatlatacağa benziyor. İran lideri Ruhani’nin Ankara ziyareti, yeni dönemin başlangıcı olabilir.

Türkiye’nin beyhude arabuluculuk girişimlerinin külfetinden kurtulması da cabası.

Taraf, 1 Aralık 2013

Reklamlar

About Erdal Güven

Journalist
Bu yazı Dünya, Türkiye içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s